“Gülmek bir dostluğu başlatmak için hiç fena bir yol değildir ama bir dostluğu sona erdirmenin de kesinlikle en iyi yoludur,” dedi genç lord bir papatya daha kopararak.
İnsanlar bitiyordu topraktan; karıkların arasında ağır ağır filizlenen, gelecek yüzyılın hasadı için boy atan ve yakında toprağı çatlatacak olan, intikamcı, kapkara bir ordu yetişiyordu.
“Ekmek! Ekmek! Ekmek!”
Bir anda tepesi attı ve haykırmakta olan kalabalığa doğru öfkeyle bağırdı:
“Ekmekmiş! Ahmaklar sizi, sadece ekmek yeter mi sanıyorsunuz!”
Kendisi yemek yiyordu ama çektiği acıları hafifletmiyordu bu. Altüst olmuş aile düzeni, kederle dolu yaşamı bir ölüm hıçkırığı gibi boğazında düğümleniyordu. Sofrada ekmek olduğunda her şey yolunda gitmiyordu.