Ayşe

Ayşe
@Sev_ay
Puan vermedi·590 syf.·
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Varlığı on sekiz bin alem için katkısız bir rahmet, Yokluğu, İslam’la şereflenmiş gönüller için yakıcı bir hasret, Her sözü, her tavrı, her hali ümmet için emsalsiz bir servet, İnsalığın yüzakı , gönül aydınlığı, ahlakını bizzat Allah'ın övdüğü Hz. Muhammed… Ne şiirler söylendi uğruna sevgisi kalpleri diriltsin diye, ne yaşlar aktı gözlerden aşkıyla yanan kalpler yatışsın diye, ne kitaplar yazıldı hakkında örnek hayatı herkesçe bilinsin diye. O hayat ki her anı vahyin onayından geçmiş ve her hali insanlık için irşaddı, Allah’ın rızasını kazanmak için ne yapmalı sorusuna verilmiş en güzel cevaptı. O hayatın sahibi Hz. Muhammed (s.a.v) , İslam tarafından kıyamete kadar model insan olarak sunulmuş ve böylece O'nu gelecek kuşaklara tanıtmak dini bir vecibe olmuştur.Bu nedenle asırlar boyu söz ustaları, sözlerini onunla güzelleştirenler kervanında yer almayı şeref bilmiştir. Kimileri siyer kitapları yazarak anlatmış o güzeli, kimileri megazi. Kimileri uzun kasideler yazmış O'nun için, kimileri şemail. Ne var ki şimdiye kadar hiç kimse O'nu modern bir yazım tekniği olan roman türüyle anlatma yolunu benimsememiştir. Zira bu yazım türünde ayrıntılı psikolojik tahlillerin ağırlıkta olması ve kişisel yorumlara sıkça yer verilmesi gibi durumlar, romanlara konu olan kutsal imgelerin zarar görmesi tehlikesini doğurmaktadır. Divan Edebiyatını sevdiren adam olarak tanınan ve şimdiye kadar çok okunan onlarca kitaba imza atan İskender Pala’nın kaleminden ‘Bülbülün Kırk Şarkısı, bu alanda yazılmış öncü bir kitap olmuştur. Nitekim yazar da kitabını, roman tadında bir siyer olarak takdim etmiştir. İskender Pala, doğru bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olan siyer kitaplarından farklı olarak, sadece tarihi bilgiler vermekle yetinmemiştir. Kitapta
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·520 syf.·
2024 28. kitabı
Aklın süsü dildir, dilin süsü söz Kişinin süsü yüzdür, yüzün süsü göz İnsan dille söyler bütün sözünü İyi söz ağartır söyleyenin yüzünü Aman sözün aydın olsun öz olsun Işık saçsın etrafına bakan köre göz olsun.. Kutadgu Bilig , 11. yüzyıl Karahan Türklerinden Balasagunlu Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan ve Doğu Karahanlı Hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Han'a ithaf edilen Türkçe manzum bir eserdir. Arapça’nın ilim, Farsça’nın şiir dili olduğu bir dönemde Yusuf Has Hacib’in eserini Türkçe olarak kaleme alması ve eserinde Arapça ve Farsça kelimeleri çok fazla kullanmaması, mevcut duruma tepki olarak görülmektedir. İslâmî Dönem Türk edebiyatının en önemli kaynaklarından biri olan bu kıymetli eser, tertibinden kurgusuna, üslubundan muhtevasına kadar birçok hususta ilk olma özelliğine sahiptir. Kutadgu Bilig her şeyden önce İslamiyet'in Türklerce kabulünden sonraki döneme ait olan ilk yazılı eserlerdendir. Aynı zamanda bu eser, üslûp açısından özgün bir yapıya sahip olduğu için Türk İslam kültürü içerisinde yazılmış ilk manzum siyasetname olarak kabul edilmektedir. Bilinen üç nüshası bugün Fergana, Viyana ve Mısır'da bulunan Kutadgu Bilig, mesnevî tarzında ve aruz vezniyle yazılmış didaktik (öğretici) bir eserdir. Yusuf Has Hacib, doğduğu şehir olan Balasagun'da yazmaya başladığı eserini tam 18 ay sonra 1069 (Hicrî 462) yılında, Doğu Karahanlı Devleti'nin başkenti olan Kaşgar'da tamamlamış ve Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han'a sunmuştur. Han eseri çok beğenmiş ve onu, "Hâs Hâcib" olarak tayin etmiştir. Yusuf Has Hacib, eserini sadece insanlara hakikati göstermek ve onların duasını almak amacıyla yazdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Yıl, dört yüz altmış iki idi. Bu eseri yazdım ve tamamladım. Aklımın yettiği kadar
Kutadgu BiligYusuf Has Hacip · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,391 okunma
Düşüncede Devrim
Puan vermedi·512 syf.··
2026 694. kitabı
​Yazar; Arap dünyasında yaşananları sadece diktatörlere karşı bir "isyan" olarak görmez. Ona göre bu, bölgenin sömürgecilik sonrası içine düştüğü vesayet zincirlerini kırma ve kendi kimliğini yeniden inşa etme girişimidir. Yazar, bu süreci İslam tarihinin ilk yıllarındaki (Asr-ı Saadet ve sonrası) dönüşümle kıyaslayarak derin bir tarih felsefesi sunar. Neden Okumalısınız? Eğer Ortadoğu'yu sadece akşam haberlerindeki çatışmalardan ibaret görmüyor, bu coğrafyanın entelektüel ve siyasi uyanışını bir aktörün kaleminden okumak istiyorsanız, İlk Bahar temel bir referans noktasıdır. "Bu bir mevsimlik değişim değil, bir zihniyet devrimidir." Peygamberimizin nasıl bir lider olduğuna değinen yazar. Peygamberin bir çok unsurda nasıl stratejik hamleler yaptığını da gözler önüne seriyor. Sadece davetçi kimliği ile değil bir çok alanda lider olduğunun ispatıni sunuyor. Khanfar, kitabına bu ismi boşuna vermemiştir. Ona göre Arap Baharı, İslam'ın ilk yıllarındaki (özellikle Peygamber dönemi ve sonrası) "şura" ve "hürriyet" arayışının modern bir yansımasıdır. Vesayetten Kurtuluş: Hz. Muhammed’in getirdiği mesajın cahiliye dönemindeki kabile vesayetini yıkması gibi, modern devrimlerin de diktatörlük "kabilelerini" yıktığını savunur. Sivil İrade: Yazar, erken İslam tarihindeki yönetim modelinin aslında otoriter değil, halkın rızasına dayanan sivil bir model olduğunu iddia eder. Emevilerle başlayan "saltanat" dönemini, bugünkü baskıcı rejimlerin tarihsel kökeni olarak görür ve Arap Baharı'nı bu parantezi kapatma çabası olarak tanımlar. Evrensel Değerler: İslam’ın adalet ve özgürlük kavramlarının, Batı tipi demokrasinin temel haklarıyla çelişmediğini, aksine özünde bu değerleri barındırdığını vurgular. Mutlaka okunacak kitaplar arasında olması gerekiyor.
Düşünce
İlk BaharWadah Khanfar · Vadi Yayınları · 2020528 okunma
Hayat insan için hakikati arama yolculuğudur
Puan vermedi·142 syf.·
2025 15. kitabı
"Aklın amel defteri bir hayli kabarık. Sevabı mı yoksa günahı mı daha çok, söylemek zor. İnsanların hayatını kolaylaştıran icatları yapan da Elhamra Sarayı'nı ve Selimiye'yi inşa eden de akıl, milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşları yöneten de kitlesel imha silahlarını yapan da akıl. Elbette farklı akıllar bunlar. Dolayısıyla temel soru şu: Bu fark nereden geliyor? Akıl, kendi özündeki iyiliği unutup neden kötülüğe râm oluyor? Kötüyü kutsayan ve meşrulaştıran akıl, nasıl bir varlıktır? Kendi tabiatına ihanet eden bir akılla nasıl mücadele edilir?" Perde ve Mânâ, Böyle devasa sorulara cevap arayan küçük hacimli bir çalışma. İnsanı cesaretlendiriyor, hemen bir solukta okunacak kısacık bir kitap gibi duruyor çünkü. Alt başlığının da 'akıl üzerine bir tahlil' oluşu ayrıca rehavete sürüklüyor insanı .Aklı bilmeyen mi var sanki. Günlük hayatta o kadar çok kullandığımız bir kavram ki. Konu akıl olunca herkesin söyleyecek bir çift lafı var mutlaka. Zaten kimse kimsenin aklını da beğenmez. Gerçi yarım ağız 'Akıl akıldan üstündür' deriz ama, 'Akılları pazara çıkarmışlar herkes yine kendi aklını almış' diye de boşuna söylememiş atalarımız. Her ne kadar yazarını tanımayanlar böyle bir cesaretle açsa da kitabın kapağını, daha önce İbrahim Kalın'ın herhangi bir kitabını okumuş olanlar, kitabın sayfalarında kendilerini bekleyen zorlu ama bir o kadar da derin manalarla yüklü olacak zevkli yolculuğun bilincinde başlar kitaba. Zira kitabın yazarı, siyasî kişiliğinden öte entelektüel birikimi, İslam ve batı felsefelerine olan hakimiyeti ve hem davranışlarındaki hem de hitabetindeki naifliğiyle modern çağın en önemli münevverlerinden biri olan İbrahim Kalın; konusu ise herkesin diline pelesenk olmasına rağmen kimsenin hakikatini tam olarak bilmediği akıl,
Perde ve Mânâİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20251,881 okunma
Aşktan özge şey revâ mı / Sarfetmeye gevher-i kelâmı..
Puan vermedi·304 syf.·
2025 14. kitabı
Aşktan özge şey reva mı Sarfetmeye gevher-i kelamı.. Şehy Galip haklıydı. Aşk, hakkında en çok kelime sarfedilen konu oldu. Hem de Habil'le Kabil'den beri. Herkes bir tarafından tuttu aşkı. Kimi uzun şiirlerle anlattı, kimi tek bir beyte sığdırdı. Kimi romanlar yazdı aşka dair kimi sayfa sayfa kitaplar. Sonra masallar, hikayeler, tiyatro eserleri, filmler, şarkılar. En sevilenleri hep aşka dair olanlar oldu. Şairler, filozoflar, yazarlar hiç geri durmadı aşkı anlatmaktan. Hatta ilahî aşksa mesele, mutasavvıflar sözün daha güzelini söyledi. Ama mensubu kalmamış da olsa bir mezhebin imamı kabul edilen ve pek çok ilim dalında kendini yetiştirmiş güçlü bir İslam hukukçusunun da aşk ve âşıkların halleri üzerine bir eser yazması nadirâttan oldu. Daha ne olsun, Zahirî mezhebinin temsilcisi, aşırı tasavvufî oluşumlara karşı eleştirel bakışı ile meşhur, fıkıh, hadis, kelam ve edebiyat alanında söz sahibi büyük İslâm alimi İbn Hazm aşktan bahsediyor. İşte bu yüzden Güvercin Gerdanlığı'nın ayrı bir yeri vardır aşktan bahsedenler listesinde. İbn Hazm bu eserini henüz otuz dört yaşındayken, çok değer verdiği bir dostunun kendisinden aşkın ne olduğunu, sebeplerini, belirtilerini, bitişini, sevginin önünü açan veya yolunu kesen şeyleri tüm gerçekliğiyle anlatan bir inceleme yazması talebine cevap olarak kaleme almıştır. Eserinde sadece bizzat tanık olduğu veya güvenilir kişilerin kendisine aktardığı olayları örnek olarak vermiştir. Herhangi bir kusuru ortaya dökmemek ve saygın birini rencide etmemek amacıyla, eserine aldığı bazı olayların kahramanlarını isim vermeden veya mahlas kullanarak anmıştır. Öte yandan bahsettiği olaylar herkes tarafından biliniyorsa veya sahibi, adının duyulmasından rahatsızlık duymayacaksa daha da önemlisi ibret alınacak bir
Güvercin Gerdanlığıİbn Hazm El-Endelüsi · İnsan Yayınları · 20203,713 okunma