Yalınayak Sokrates

Yalınayak Sokrates
@Sevalogg
Dersim/Mameki
Yararı yok. Yaradılıştan kin tutan biri değilim. Sanki içimde bir yerde her gün bir miktar iyi niyet ve sevecenlik üretiliyor ve dışarı çıkması gerekiyor. İçimde tutmaya kalkarsam, mantarı patlatıyor.
Sayfa 223·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·300 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 18:36
Yeni yazarlar keşfetmek benim için her zaman heyecan verici olmuştur. Her yazılana saygı duyan biriyim; bazen bir yazar size çok yaklaşır, bazense mesafeli kalırsınız. Son zamanlarda bir dost tavsiyesiyle tanıştığım Erdem Özgül'ün Düşlerimizin Evi Burası kitabı ise bana yeni bir yazarla tanışmanın o güzel heyecanını yaşattı,çok memnun oldum ️Kitap, yeraltı edebiyatı diyebileceğimiz bir çizgide ilerliyor. Toplumun dışına itilmiş insanların hikâyeleri, sansürsüz bir dil, kimilerini rahatsız eden ama dönüp baktığınızda "Bu da hayatın kendisi" dedirten gerçekler… Belki de bu yüzden ben underground edebiyatı seviyorum; çünkü hayatı süslemeden, üzeri örtülmeden anlatıyor ️“Büyüyemeden, yaşayamadan, doğru düzgün doyamadan çalışıp ölen, çalışırken ölen çocukların anısına yazıldı bu roman.” diyor Erdem Özgül. Ve roman da tam olarak bu duyguyu taşıyor. Taşradan göçüp şehirde yeniden göç ettirilen insanların hikâyesi bu. Bir çöplüğün kıyısında kurulan yaşamlar… Sonra bir gün birileri geliyor ve "Buraya yüksek katlı binalar yapacağız" diyor. İnsanların evleri yıkılıyor ama ironik olan şu: Kendi yıkımlarının inşaatında yine o insanlar çalışıyor. ️Bazı evler yıkıldığında insanların sesleri, alışkanlıkları, çocuklukları, komşulukları da enkaz altında kalır. Gecekonduların yerine yükselen o dev binalar evden çok, gökyüzüne doğru uzanan yalnızlık kulelerine benzetiliyor kitapta. Bir zamanlar insanların birbirine seslendiği sokakların yerini, birbirini tanımayan insanlar ve binaların alması ne acı. ️Ragazzo, Gasteci Kız, Ahsen Hanım, Seyis Amca, Kosta, Çöpoğulları, Mehmet Bey... Her biri ayrı bir yara, ayrı bir hikâye, ama birbirine görünmez iplerle bağlı.Gasteci kız, kendi çalışması için gözlem yapmak için bu insanlarla vakit geçirirken, yaşadıklarını kaleme alıyor.Onun
Düşlerimizin Evi BurasıErdem Özgül · Eksik Harf Yayınları · 20262 okunma
Kurulsa pazarın hiçe gidersin, Sen zatını âlemde cevher mi sandın. ••• Yarın ola hayrola derken göçe gidersin Sen bu âlemi kendine Kevser mi sandın Nice sultanlar geçti, adı kül oldu, Bir nefeslik canı ebediyet mi sandın Omzuna yüklediğin gururdan haberin yok, Toprağın çağrısını yalan mı sandın Bir gün terazide susar bütün sözler, Ağırlığın neyse odur; Gölgen bile senden şahitlik isterken, Kendini hakikatten âzâd mı sandın...
Gerçekten sevdigim çok az insan var, hakkinda iyi düsündügüm kisiler ise daha da az. Dünyayi gördükçe memnuniyetsizligim artiyor; her türlü karakterin tutarsiz olduguna, ayrica erdemli ve duyarli görünümün yaniltici olabilecegine her gün daha çok inaniyorum. Gurur ve Önyargı
1000Kitap
‘Bir okur olarak serzenişimdir’
1000Kitap Destek 1000Kitap Kitap sevgisiyle buluşmak, düşünce paylaşmak, yeni yazarlar keşfetmek için geldiğimiz bu platform ne yazık ki her geçen gün amacından uzaklaşıyor. Sürekli yapılan güncellemelerle teknik sorunlar bitmek bilmiyor profildeki istatistikler sıfırlanıyor paylaşımlar görünmüyor. Daha da kötüsü; kitaplarla ilgisi olmayan, içerik üretmek yerine dikkat çekmeye çalışan kullanıcılar akışı dolduruyor. Bu gerçek okurları hem yoruyor hem de uzaklaştırıyor. Üstelik bu platforma emek veren ve ücret ödeyen biri olarak karşılaştığım ilgisizlik beni ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı. Kitapların ve fikirlerin konuşulması gereken yerde popülerlik yarışına girilmesini üzülerek izliyorum. Artık kitaplardan çok videolar, selfie’ler, alakasız görseller görüyoruz. Kitapla alakası olmayan bu içerikler yüzünden platformun ruhu kayboluyor. Burası kitap severlerin yeri olmalı; değil mi ama?