Ona bir yığın hayal anlatırdım. Tekrarlaya tekrarlaya bugün çoğuna inandığım bu hayallerin, gençliğimde gerçekten yaşadığım şeyler mi olduğunu, yoksa kitabımı yazmak için her masaya oturuşumda kalemimin ucuna geliveren düşsel ifadeler mi olduğunu çıkaramıyorum şimdi.
Felaket anlarında insanın üzerine sinen o aptallık ve şaşkınlık vardı üzerimde. Geçmişimi de unutmuştum sanki, belleğim rengini kaybetmişti, tutuklaşmıştım.