Sevda Çeler

İki yıl önce DEB teşhisi koyduğum Colin, son yirmi yıl￾dır barmen olarak çalışıyordu, iyi para kazanıyordu, olması ge￾rekenden daha fazla içiyordu ve kardeşleri gibi üniversite dip￾loması olmadığı için kendini azarlıyordu. Asıl ilgisi film yapım￾cılığıydı. Tedavi yaklaşımımın bir parçası, insanlarla yaratıcı do­ ğalarını keşfetmek, onları kişiliğin bu tarafının neden göz ar￾dı edilmiş olabileceğini sorgulamaya teşvik etmektir. Öz saygı, benliğe saygı anlamına geliyorsa, bireyin en derin yaratıcı dür￾tüleri onurlandırılmalıdır. Bence DEB'yi iyileştirmenin kendi kendine ebeveynlik kısmı, kişinin yaratma ihtiyacına dikkat et￾meyi içermelidir. Colin geçenlerde beni görmeye geldi. Vancouver'ın geli­ şen film endüstrisinde çalışmaya başladı. Bunu seviyor ve ya￾kında otel işini bırakarak ekonomik güvensizliğe cesur bir şe￾kilde dalacak. "Kendimi kötü hissettiğim tek bir şey var" diyor. "Ne istediğini bilen tüm bu insanlarla çalışıyorum. Benden 20 yıl öndeler. Yetişmem gereken çok şey var." "Bu bir eksiklik" dedim onu onaylayarak. "Fakat senin ön￾ce kendine yetişmen gerekiyordu." Herkes seçtiği yaratıcı ifade alanında geçimini sağlayamaz ama ben her zaman insanları yaratıcı enerjilerinin doğal olarak akacağı yönü belirlemeye ve ifade etmelerine izin vermeye ça­ ğırıyorum. DEB'li birçok yetişkin bu tavsiyeye uymak için yeni bir şey aramak zorunda değildir; sadece uzun zaman önce bağ­ lantılarını kaybettikleri bir şeyle yeniden bağlantı kurmalari gerekiyor.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hastaneye yatmayı gerektirecek derecede ağır depresyon ya da diğer karmaşık ruhsal bozukluklar dışında, hastalarımı psikiyatra yönlendirmek konusunda isteksizimdir. Söz konu￾su bireysel psikiyatrların yetenekleri veya niyetleri değil, psiki￾yatrinin geldiği noktanın durumu ve psikiyatrik ihtisasın gele￾cekteki uygulayıcılara sağladığı eğitim türüdür. ABD'li bir psi￾kiyatrın, Psychiatry News'in 1996'daki bir sayısında şöyle yazdı­ ğı gibi: "Günümüzün psikiyatri ihtisas mezunlarının çoğu, in￾san organizmasını çevresel ve ilişki stresi bağlamında anlamak hakkında hiçbir ipucuna sahip değildir." Bunun yerine, dar kap￾samlı biyoloji ve bunun farmakolojik yollarla manipüle edilme￾si üzerinde duruluyor. Antonio Damasio, "Tıp öğrencilerinin psikopatolojiyi normal psikoloji öğretilmeden öğrendiklerini fark etmek çok şaşırtıcı" diyor.91 Psikiyatri, tıbbi hastalık ve tedavi modelini kabul etme eği￾limindedir. Psikiyatrlara yapılan birçok ziyarete rağmen, insan￾lar genellikle yaşamlarında depresyon, dikkat eksikliği, anksiye￾te veya panik sorunlarına yol açan çok temel konuların hiçbiri￾nin konuşulmadığını veya sadece yüzeysel bir şekilde değinildi­ ğini bildirmektedir. Tıbbi modelde, hasta doktora semptomları sunar; doktor gerekli bilgileri alarak tanıyı koyar ve tedaviyi re­ çete eder, tedaviyi yönetir veya uygular. Bu yaklaşım kırık bir ke￾mikte işe yarar ancak yaralı bir ruhta yaramaz, iltihaplı bir apandi￾sitte işe yarar fakat iltihaplı duygularda yaramaz. Dikkat eksikliği bozukluğu gibi karmaşık bir gelişimsel sorun için, farmakolojik tedavinin dar alanı dışında tıbbi model yetersiz ve uygunsuzdur.
"Hayatımda ne kadar zamanı boşa harcadığıma inanamı­ yorum" DE B'li yetişkin tarafından dile getirilen öz yargılar ara￾sında sıklıkla duyulan bir nakarattır. "Burada 40'lı yaşlarımda,ergenlik dönemimde öğrenmiş olmam gereken şeyleri öğreni￾yorum." Ben de on, yirmi, otuz yıl önce, o zamandan bugüne - özellikle de nispeten yakın zamanda- öğrendiklerimi biliyor ol￾mayı dilerdim. Ama yapmadım. Eğer yapabilseydim, yapardım. Bu kadar basit. Kendimi bir kurban olarak görmek için bir ne￾denim yok, bu nörofızyolojimi veya kişiliğimi şekillendiren ko­ şulları seçmedim, ki bunlar aynı şey. Kişi ancak farkında oldu­ ğunda ve uyandığında seçim yapabilir, daha önce değil. Uyanış ani değildir. Kademelidir ve aşamalar halinde ger­ çekleşir. Birisi yan yollardan aşağı inmiş, birçok çıkmaz koridor￾da uyurgezerlik yapmış olabilir. Her hatanın bedelini o ödüyor ve ne yazık ki diğerleri de. Bunların hiçbiri önlenemezdi, hep￾si sadece doğru yönü bulması için değil, aynı zamanda buldu­ ğunu bilmesi için de olmak zorundaydı. Yolculuk o zaman bile bitmedi ve kendini bir kez daha kaybolmuştu bulabilir. Nietzsc￾he'yi başka sözcüklerle ifade etmek gerekirse, yanlış dönüşlerin ve yan yolların bile bir anlamı ve amacı vardır, sadece bize ken￾di yolumuzun hangi şekilde yalan söylemediğini öğretmek için bile olsa.
"insanlar kendi duygusal durumlarının aynada yansıma￾sına doğru çekilirler"86 diyerek konuya dikkat çekiyor Micha￾el Kerr. İnsanların başkalarıyla tam olarak kendi psikolojik ge￾lişim ve kendilerini kabul etme düzeyinde ilişkiler kuracakla￾rı artık yaygın şekilde kabul edilmektedir. Stanley Greenspan, "insanlar kendilerini sadece evlilik değil, birçok amaç için duy￾gusal gelişim seviyelerine göre sıralama eğilimindedirler" diye yazıyor, "Çünkü farklı seviyelerde işlevli olan insanlar uygula￾mada da farklı diller konuşuyorlar... Gelişimsel açıdan birbirinden çok uzak insanların aslında konuşacak çok az şeyi vardır."H7 Eşit gelişim yasası diyebileceğimiz şey, partnerlerin kendile￾ri, birinin duygusal olarak diğerinden daha olgun olduğu mi￾tolojisine alışsalar bile doğrudur. Böyle bir yanılsama yaratıla￾bilir çünkü biri dünyadaki işlevlerini yerine getirme konusun￾da daha başarılı gibi görünebilir. DEB'li kadınlar genellikle ba￾na kocalarının psikolojik açıdan kendilerinden daha dengeli ol￾duğunu söyler. Belirli kriterlere göre, öyle görünebilir. Adam çalışıyor olabilir, iyi bir gelir elde ediyor olabilir ve dünyevi iş­ ler söz konusu olduğunda karısından çok daha fazla özgüvene sahip olabilir. Böyle bir ilişki incelendiğinde, mali açıdan ödül￾lendirici iş koca tarafından yapılsa da görünmez iş bölümünün tüm duygusal sorumlulukların eşe yüklendiği ortaya çıkar. Sa￾dece ailenin duygusal hayatını bir arada tutan kilit noktası de­ ğil, aynı zamanda kocasının endişelerini özümseme, kırılgan egosunu koruma, gücünün tamamen içsel olduğu inancıyla ça￾lışmasını sağlama gibi gizli ve iki tarafın da bilincinde olmadı­ ğı bir göreve sahiptir. Ancak kadın herhangi bir sebeple erişile￾mez olduğu anda adamın kaygısı fark edilebilir. Nedeni üç gün￾lük grip kadar küçük bir şey olabilir.
Bir önceki bölümde, örtülü belleğin beyin devrelerinin er￾ken deneyimlerin duygusal içeriğinin etkisiyle oluştuğunu görmüştük. Bu devreler, kişinin şu anda hissettiği şeyin gerçek￾te geçmişe ait olduğunun farkında olmadan aktive olur. Joseph LeDoux, "Böyle bir durumda, kendinizi tam olarak anlamadığı­ nız nedenlerden dolayı var olan duygusal bir durumun sancıla￾rı içinde bulabilirsiniz"83 diye yazıyor. LeDoux, oldukça uygun bir şekilde, örtülü belleği duygusal bellek olarak da ifade eder.' 10. Bölüm'de bahsedilen sürücü öfkesi örneği örtülü veya duygusal belleğin bir örne­ ğiydi. Sürücü öfkesinde durum her zaman böyledir.
Sayfa 262·Kitabı okudu