"Hayatımızın sahibi olduğumuza, onun bize tadını çıkarmak için verildiğine ilişkin saçma sapan bir inançla yaşayarak biz de aynı şeyi yapıyoruz," diye düşünüyordu Nehlüdov. "Aslında bunun saçma olduğu besbelli. Buraya gönderilmiş olduğumuza göre, birinin buyruğuyla ve belli bir amaçla yapılmıştır bu. Oysa biz yalnız kendi mutluluğumuz için yaşadığımıza karar vermişiz. Mal sahibinin buyruğunu yerine getirmeyen işçinin başına nasıl kötü şeyler gelecekse bizim için de iyi olmayacağı açıktır.
Ancak insanlar bu öğütleri yerine getirdiklerinde yeryüzünde Tanrı'nin hükümdarlığı kurulacak ve insanlar erişebilecekleri en yüksek iyiliği elde edeceklerdir.
Tanrı’nın ülkesinin ve onun gerçeklerini arayın, geri kalanı bırakın. Oysa biz geri kalanı arıyoruz ve belli ki bulamıyoruz.
Yüz binlerce insan her yıl ahlaksızlığın en tepe noktasına vardırılıyordu ve ahlakları tam olarak bozulduğunda hapishanelerde kaptıkları ahlaksızlık mikrobunu halkın arasında yaysınlar diye serbest bırakılıyorlardı.