“Hani nadir de olsa, mesela bir demiryolunda yürürken insana kimi düşünceler dadanır ve yanı başında akıp giden vagonların sesini bile duymaz sahiden de. Sonra bir bakarsınız acımasız yasalar devreye girmiş, hayatımız akıp gitmiş ve vagonlar geri dönmüş.”
Yol, belirli bir yerden kalkar,
belirli başka bir yere varır
— ama yolun yönü hiçbir zaman
bu iki yer (iki ‘nokta’) arasındaki
düz çizgi (bir ‘doğru’) değildir:-
Yol, dolaşır…
En yoğun özlemlerimizin ortasına bir katı bıkkınlık
gelir yerleşir, apansız: Öyle olur ki, en son
ucuna gitmeye can attığımız bir ilişkinin içinden
çıkıp çekip gitme arzusu çöker üzerimize