"Geçen gün çatışma çıkmış duydun mu?" diye sordu Adnan.
"Hiç haberim olmadı," dedi Şahan. Şaşırmıştı. Uzun zamandır çatışma haberleri gelmiyordu. "Nerede, ne zaman oldu bu çatışma?"
"Buraya yakın dağlık bir alanda. Hiç duymadın mı?"
"Burada mı oldu?"
"Evet evet, burada oldu."
"Şehîd yoktur umarım."
"Yok yok," dedi Adnan gülerek.
"Ne gülüyorsun?"
"Gülüyorum, çünkü çatışma bir gerilla ve bir yılan arasında olmuş," deyip kahkahayı bastı.
"Allah cezanı vermesin!" dedi Şahan, Adnan'ın sır-tına hafiften vurarak. Sonra bir süre beraber güldüler.
"Ben de ciddi bir çatışma oldu diye telaşlandım. Duydun demek."
"Duyulmaz mı?" dedi Adnan takılmaya devam ede-rek. "Uzun zamandır ilk defa bir şarjör kurşun sesi duyuyoruz. Yabancılaştık silah sesine derken imdadımıza sen yetiştin."
"Az kalsın ısıracaktı beni," dedi Şahan, o heyecanı tekrardan yaşayarak.
"Dikkat et!" dedi Adnan. "Hem ne işin var orada senin! Kongreye gelmişsin, otur, oku, tartış. Bırak şu devrimci romantizmi!"
"Görmen lazımdı. Müthiş bir manzara vardı. İnsanın bütün duygularını okşuyordu tabiat."
"Allah bilir şiir de yazmışsındır orada."