Buchwurm

8/10
·596 syf.··
2026 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 13:13
SPOİLERR!!! Bu kitap benim için resmen Harry Potter ve Melez Prens değil de Harry Potter ve Dumbledore'un yolu olmalıydı. Çünkü kitapta daha çok Dumbledore'la zaman geçiriyoruz, onun odasında Harry ile onun olan diyaloglarını görüyoruz hep. Ve aslında en başta bile Dumbledore'un zayıflamaya başladığını ve eskisi kadar iyi olmadığı kitapta gösteriliyor. Kitabın sonu beni mahvetti. Özellikle o cenaze kısmı, Dumbledore'un ölmesi, gerçek hortkuluğun bulunamaması... Harry Potter fanları bir sonraki kitap çıkmadan bile her şeyin Dumbledore'un planı olduğunu tahmin etmişler ama ben bunu bilerek okumama rağmen Dumbledore'un ölmesine çok çok üzüldüm. Kitapta Ginny ile film Ginny'si arasında çok büyük bir fark var. Kitaptaki çok daha eğlenceli, çok iyi Quidich oynuyor, havalı, çok güzel. Bütün erkekler ona aşık ama filmde bence aşırı derecede donuk bir karakterdi. Aynı şekilde kitapta olan çok önemli ayrıntılar filmde yok ve film saçma sapan ayrıntılar eklenmiş Mesela olmayan bir kızla Harry flört ediyor ya da Ron ve Lavender'ın sahneleri aşırı fazla ama orada ölüm yiyenlerle Hogwarts'ın içinde olan düelloları anlatmıyor ya da Dumbledore'un cenazesini göstermiyor. Kitap iyi ama film kesinlikle baya kötü. Melez Prensi sevmeyenler bence genelde filmini izleyip kitabını okumayanlar. Serinin en kötü film uyarlamalarından biri olduğunu düşünüyorum. SPOİLERR
Harry Potter ve Melez PrensJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202130bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·314 syf.··
2025 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 02:58
Harry Potter serisinin ikinci kitabıyla karşınızdayız. Bu kitapta yavaş yavaş işlerin karanlıklaştığını ve ciddileştiğini görüyoruz. O ilk kitaptaki çocuksu hava yine var ama ileriki kitaplara çok fazla atıf bulunuyor. Yazar, 6. kitabın spoiler’ını bile bu kitaptan vermiş diyebilirim. Bütün kitaplar birbiriyle bağlantılı ve planlanmış. Harry Potter’ın içine girip saklandığı dolabı, 6. kitapta bir daha görebiliyorsunuz. Spoiler! Açıkçası benim en çok kafama takılan şey şu: Dumbledore, okula aldığın hocaları hiç mi araştırmıyorsun? İlk kitapta hocanın kafasının arkasında Voldemort çıktı. Bu seferki zaten aşırı derecede beceriksiz bir adam ve diğer hocalar bile ondan nefret ediyor. Adam tamamen bir oyuncu gibi. Koskoca yılanla 2. sınıf öğrencileri savaşıyor! Karanlık Sanatlara Karşı Savunma hocalarının hepsi neredeyse çok kötüydü bütün seri boyunca. Sadece bir iki tanesi iyi çıktı. Aslında bu kitapta hortkulukların varlığını Dumbledore anlamış oluyor gibi. Ama araştırmak yerine 6. kitaba kadar bekliyor. Keşke böyle yapmasaydı. Yine mesela okuldan uzaklaştırılıyor ama Sırlar Odası açıldığında neden araştırma yapmıyorlar? Hermione Granger bile yılanın ne olduğunu, nereden çıktığını, borulardan girdiğini araştırarak buluyor. Siz McGonagall ve Dumbledore gibi çok güçlü hocalarsınız, keşke biraz siz de yardım etseydiniz. Beni en çok kitapta üzen şeylerden biri, Ron’un ailesinin durumunun kötü olması. Ron’un asası kırılıyor ama onu bile bantlayarak uzun süre kullanmak zorunda kalıyor. Bu kitapta Hagrid’in geçmişini öğreniyoruz; Hagrid’in neden okuldan atıldığını. Mesela taşlaşan insanları adamotuyla eski hâline getiriyorlar ama bu adamotu sadece Hogwarts’ta mı var? En azından yazar şöyle bir şey yazsaydı: “Adamotları çok nadir bulunur, hiçbir yerde yetişmez, üretimi çok
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949,1bin okunma
9/10
·272 syf.··
2025 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 03:49
Henüz kitabı okumayanlar için spoilerlar olabilir. Filmleri izlemiş biri olarak ilk kez baştan sona Harry Potter maratonu yapmaya karar verdim. İlk kitap daha çok evrene giriş gibi. Filmde olmayan bir sürü ayrıntı var. Beni en çok etkileyen kitabın ilk bölümüydü. Orada Harry'nin ailesi yeni ölmüş ve Hagrid Genç Sirius Black'in uçan motorunu alarak Harry'i teyzesine getiriyor. O gün herkes kutlamalar yapıyor ve mugglelar bile bir şeylerin olduğunu fark ediyorlar. Beni orada şaşırtan şey Dumbledore'un aslında çok da üzülmüş olmamasıydı. Asıl üzülen kişi McGonagall ve Hagrid gibi görünüyordu ve Harry'i Dursleylere bırakmak istemediler. Dumbledor daha çok bir düşmandan kurtulup rahatlamış gibiydi. İnsanların neden filmlerden çok kitapları sevdiğini anlayabiliyorsunuz. Yazarın hayal dünyası çok çılgınca. Her şeyi hayal etmiş olması. Quidditch'i, Hogwarts'ı, Sihir bakanlığını gerçekten çok iyi. Çok sürükleyici dili akıcı bir kitap ve gerçek dünyadan kopuyorsunuz okurken. Benim kitapta biraz aklımı kurcalayan şey şu oldu: Hogwarts çok güvenli, Dumbledore çok güçlü, ama Felsefe Taşı’nı Harry koruyor. Evet, Harry ana karakter, ama bu kadar kolay ulaşabiliyor olması ya da mesela öğretmenlerden kötülüğün bu kadar kolay okula sızıyor olması... İnsan biraz yetişkin gözüyle okuyunca diyor ki: “Acaba bu Hogwarts aslında o kadar da iyi korunmuyor mu?” İnsan sadece filmleri izlediğinde, Dumbledore’un Gryffindor’a puan konusunda biraz torpil geçtiğini düşünüyordum. Ama şimdi kitabı okuyunca fark ettim ki, Snape sürekli onlardan puan kırıyor. Mesela doğrudan 20’şer, 30’ar puan sırf kütüphanenin kitabını okuldan çıkardıkları için kırıyor. Her gördüğünde puan kesiyor. Aslında Dumbledore biraz onları telafi ediyormuş.
Harry Potter ve Felsefe TaşıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202064,9bin okunma
7/10
·387 syf.··
2025 26. kitabı
Bu kitap aslında iki ayrı kitaptan oluşuyor gibi düşünebilirsiniz. İlk yarısı genelde Avustralya’ya seyahat kitabı gibi; oradaki insanların yaşamı, doğa, hayvanlar, efsaneler ve Aborjinleri anlatıyor. Hatta ilk yarıda bayağı sıkılıyorsunuz. Yani “Ben dedektif kitabı mı okuyorum yoksa seyahat kitabı mı okuyorum?” diye düşünebilirsiniz. Asıl tempo ikinci yarıda artıyor ve olaylar da ikinci yarıda gelişiyor. Bu kitap, Harry Hole serisinin birincisi olduğu için daha çok ana karakterin geçmişini ve ilerideki kitaplardaki davranışlarının altyapısını açıklayabilmek amacıyla ayrıntılı yazılmış. “Bir polisiye roman okuyayım, çok sürükleyici olsun.” diyorsanız, tavsiye etmem. Bence kitabın ilk yarısı 6–7 puan, ikinci yarısı ise 8–9 puandı diyebilirim. Bir de bu kitapta dikkatimi çeken başka bir şey var. Normalde polisiye kitaplarda bir ayrıntı verilirse —özellikle işe yaramayacak gibi görünen bir ayrıntıysa— onun katille bir bağlantısı çıkar. Ama burada çok fazla ayrıntı var aslında. Biraz da gerçek hayatta da böyle oluyordur muhtemelen; polislerin buldukları her bilgi onları katile götürmüyor. Burada da çok fazla konuşma ve ayrıntı var, ama hepsi işe yaramıyor. Hangisinin işe yarayacağını, hangisinin yaramayacağını çok da kestiremiyorsunuz. Katili tahmin etmek açıkçası bana zor geldi, hatta edemedim. Belki de bunun sebebi kitabı uzun sürede okumuş olmamdandır. SPOİLER Açıkçası ben Birgitta’nın ölmesini istemezdim ve yazar, biraz trajedi olsun diye onu öldürmeyi seçmiş gibi geliyor. Böylece bence serinin ilerleyen kısımlarında Harry Hole daha karanlık bir karakter hâline gelecek. Katilin de sonu trajik oldu aslında; beyaz bir balina tarafından yenilmek… Ama insan okurken “hak etmişti” diyor. Harry Hole karakteri, bizim bildiğimiz tipik polisler gibi değil. Genelde kitaplarda
YarasaJo Nesbo · Doğan Kitap · 20171,546 okunma
7/10
·431 syf.··
2025 24. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 04:15
SPOİLER Kitabı iki gün içinde okuyup bitirdim. Dili çok akıcıydı. Kitabın konusuna gelecek olursak, Piraye diş hekimliği fakültesinde okuyan bir genç kız. Kitap da zaten onun diş hekimliği fakültesine başlamasıyla başlıyor. Ortalamanın üzerinde bir ailesi var. Babası diş doktoru ve toplumun orta-üst sınıfındalar diyebiliriz. Kitabın başından itibaren bütün erkekler Piraye’ye âşık. Herkes âşık. Haşim’den önce bile üç tane çıkma teklifi alıyor. Bunların ikisi evlenme teklifi ve herkes aniden evlenme teklifi ediyor. Belki bu, kitabın yazıldığı dönemle ilgili bir şeydir. Bence bu kitap, batıdan doğuya gelin gelen modern kadın dizilerinin hepsinin atası sayılabilir. Şu anki bütün “ağalı konaklı” diziler de bu kitaptan çıkmış olabilir bence. Benim kitapta beğenmediğim şeylerden birincisi, Piraye’nin ne istediğini asla anlayamadım. Kitabın başında hiçbir zaman âşık olmayacağını, böyle derin duygular hissetmediğini söylüyor. Hatta Haşim’le evlenirken bile bir deney yapıyormuş gibi davranıyor. Yani “olacak mı acaba” diye deneyip evlenmeye karar veriyor. İkincisi, Piraye’nin ailesi çok dengesiz davranıyor. Mesela Piraye’nin Haşim’den önce de erkek arkadaşı var ama ailesi buna direkt karşı çıkıyor. Ancak Haşim’e hemen “tamam” diyebiliyorlar. Aslında çok mantıksız. Kim çocuğunu tanımadığı bir aileye, Diyarbakır’a tek başına gönderir ve hemen kabul eder? Sırf zengin oldukları için mi? Sanmıyorum. Bir de babasıyla annesi çok etkisiz. Mesela Piraye, kavga etmelerine rağmen Haşim’i geri eve çağırabiliyorlar. Piraye’nin durumu zaten kötüydü. Mesela Haşim ona ilk vurduğunda bile terk edebilirdi ama yapmıyor. Ya da sırf muayenehaneye bakmak için Diyarbakır’a gidiyor, sonra orada bir anda evlenmeye karar veriyor. Bir ay içinde hemen evleniyorlar. Haşim Piraye’ye şiddet uyguladığında bile
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma