Ölüme gitmenin değil, yaşama ikna edici bir anlam aramanın yoluydu yürümek; ölüme yaklaşmak, kıyısına kadar gidip bakmak. Korkmayı ve geri çekilmeyi ummak. Herhalde öyle. Balkonlar bu yüzden şeytani bir hazla gülümsüyordu. Düşebileceğimi hissetmek, düşmediğim her anı yüceltiyordu. Ölüme yaklaşmak da hayatımı yüceltsin istiyordum. Oysa hayatım yücelmiyordu, ben yücelmiyordum. Baktığım karanlık tarafından emiliyordum.