Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kollarin baglı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleginle bir laboratuvarda
insanlar icin ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar icin,
hem de hic kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadigin için,
yasamak yani ağır bastığından.
- Nazım Hikmet Ran
"Zihin dışında kalıcı bir şey yok. Madde değişir, billurlaşır, yeniden değişir ve aldığı biçimler hiçbir zaman yinelenmez. Biçimler sonsuz hiçliğin içinde dönüşü olmayacak şekilde çözülürler. Ancak anıları kalır, ruh var olduğu sürece de kalmayı sürdürür ve ruh da yok edilmez.