"Saçlarım bembeyaz oldu da hırsımın başı beyazlanmadı.
Dünya isteklisi, yalnız yorulduğu, didindiği ile kalır.
Ne oldu bana ki, göz diktiğim dereceye çıkar çıkmaz
Gözlerim daha üstüne takılıp kalıyor?
Allah için söyle; zevk ve sefanın uğuldattığı nice evden geçtin de,
Etraflarını ölüm kuşlarının doladığını görmedin mi?"
-Hz Ali
İnsanın affedilmesi imkânsız, her şeyi mahveden bir suç işlediği birine gülümsediği gibi gülümsüyordu ve bu gülümsemeden suçlu olduğunu bildiği belli oluyordu. Artık affedilmek için gösterilen tüm çabaların bittiği yerde başlayan bir gülümseme. Taşlaşmamak için geriye kalan son çare.
İç dünyamızın bütünlüğünü, değişkenliğinin cıva gibi akışkan olmasına ve oluşan çatlakları bir usta gibi anında onarabilme yeteneğine borçluyuz. Ve bu ustalık kendi varlığından ne denli habersizse, o denli güçlüdür.
Aslında parayla ilgili konuları birisi kaleme almalı. Her şeyi açıkça yazmalı: yoksulluğu, zenginliği, altın çılgınlığını, kaybetmeyi, yolsuzluk yapmayı, utancı, şerefsizliği, yazılı olmayan kuralları- her şeyi. Olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla. Paranın saçtığı zehrin lanet olası öyküsünü. Paranın duyguları nasıl eritip yok ettiğini.