Başka türlü olabilse, olabilseydi babam, gençliğin faniliğini muhtemelen zorlanmadan içine sindirebilecekti annem; etrafındaki tüm o iki üç çocuklu, orta halli, içlerinde kalan ukdelerin zehiri ya bakışlarına ya dillerine vurmuş ev hanımları gibi. Onlar ve kocaları normaldi. Normal olmayan babamın haliydi. Evliydiler; yaşamları, çocukları, paraları, yuvaları, hüsranları, mazileri birdi ama yıllar anneme başka, babama başka türlü muamele etmişti. Annem hızla yıpradursurn, babam onca sene sonra bile, hâlâ nişan fotoğraflarındaki gibi genç ve bir o kadar dinçti. Yanıbaşında bir türlü solup gitmeyen bir güzellik varken, güzelliğinin solup gitmesini hazmedemediği için suçlamıyorum annemi. Eli kolu bağlanmış, kendine baktığı tüm mercekler puslanmıştı. Vaktiyle ne denli güzel olduğunu göstermek için konu komşuya eşe dosta sergileyebileceği fotoğraflar, ondaki değişimi değil, babamdaki değişmezliği açığa çıkarmaya yarayacağından diğer iki çocuklu, orta halli, içlerinde kalan ukdelerin zehiri ya bakışlarına ya dillerine vurmuş ev hanımlarının misafir odalarının aksine, bir tek bizim misafir odamızın görünür bir yerinde durmazdı eski fotoğraf albümleri.