Türkleri, Türklerin vatanını mesele mesele bölüp taksit ile maddi olarak parçalamaya çalışan bu yağmacı, doymaz Avrupalılar manevi hücumlarını da ihmal etmiyorlardı. Dillerini milli eğitimlerini, ahlaklarını, terbiyelerini, âdetlerini yayarak bir asırdan beri içimizde yalnız isimleri "Türk, Doğulu" kalmış müthiş bir "renksiz ordusu" teşkil ediyorlar, bu "renksiz"lerle kökümüze saldırıyorlar, bizi zayıflatıyorlar, milliyet, Türklük fikrini farmasonluk efsanesiyle boğuyorlardı.
Rusya Türk yurdunu akla gelmez gaddarlıklarla çiğniyor; İngiltere ile üç bin senedir yaşayan eski bir milleti, İran'ı haritadan silmek, yer yüzünden kaldırmak için birleşiyorlardı...
Türkiye'nin bölünmesi de muhakkaktı! Çünkü Asya yağmasına onu engel görüyorlardı. Evvela onu zayıf bırakmak, mahvetmek lazımdı. Hemen bir asır evvel Avrupalılar aleyhimize kalkmışlar, Navarin'de donanmamızı yakarak Yunanistan'ı icat etmişlerdi. Romanya, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan, Kuzey Rumeli; Cezayir, Tunus, Kıbrıs, Mısır, Sudan yağmaları birbirlerini takip etmiş, nihayet son idam kararımız Reval mülakatında verilmişti Meşrutiyet ilan edilince sözde bu karar ertelendi. Hâlbuki bu erteleme tamamıyla yalandı…