Çoktan unutulduğuna ve artık gömülmüş olduğuna inanmıştı, simdi bir el uzanmış tabutunu tıklatarak onu dışarıya çağırıyor ve aslında hiç sahip olmadığı bir ün yanılsaması yaratıyordu.
...
Çünkü dünya tarihi davetsiz misafirlere hoşgörü göstermez;kendi kahramanlarını kendisi seçer ve ne kadar çok çabalarsa çabalasınlar o makama çağrılmayanları amansızca kovalar;kaderin arabasından yolda giderken düşen birisi bir daha asla onu yakalayamaz.
Onu gözlemleyerek, varoluşumuzda özel ve güçlü olan her şeyin bir iç konsantrasyon ve delilik sınırında gezinen yüce bir saplantıyla başarılabildiği yolundaki büyük gizemin ilk kez farkına varmıştım.
Bu acıyla nefes alamamış,ölümün soluğunu ensemde hissetmiştim.Fakat bahsettiğim gibi, tüm acılar korkak ve zayıftır; yaşama isteğinin gücü hepsini bastırır.