Çünkü hiç bir uçak, hiç bir gemi, hiç bir taşıt aracı insanın kendisini kendisinden uzaklaştıramaz, geçmişinden ayıramaz. Hem saadeti aramak için dünyayı dolaşmaya gerek yoktur. Mutluluk, ya da mutsuzluk insanın
içindedir, onlan yük gibi taşıyorsun kendinle, nereye
gidersen git, istersen dünyanın öbür ucuna git, bu yükü taşıyorsun kendinle. Bu yük güvenilir yüktür, nereye gidersen git, ne yiter, ne batar, ne azalır, ne artar.
Ben insanın içsel bir ahlaka sahip olması taraftarıyım ve eğer bu ahlak varsa, insan içsel bir ahlaka sadıksa, bütün zahiri şeylerin hiç bir önemi yoktur.Gerisi hikayedir, kim ne derse desin.
Hakiki kibarlık, ne bileyim, ne insanın babasının kim olduğuna, asalete, soyluluğa, kana filan bağlı değildir diyordu Tahmine. Hakiki kibarlık insanın gözünün tok olmasında, ağırbaşlılığında, içinin temiz olmasındadır. Gerçek kibar ve aydın adamı ben adımlarından tanıyabilirim, insanın nasıl yürüdüğü onun varlığı, benliği, insanlığı hakkında çok şey anlatır.