Mutluluk, hoşa giden düşünce ile duyguları, sağlayabilecekleri tüm neşeyi vermeleri için zorlamaktan ve acı veren düşünce ile duyguların bilince sızmasını ya da en azından onu kuşatmasını önlemekten oluşuyorsa mutluluğumuz, irade terbiyesine bağlıdır. Mutluluk, en üst seviyede dikkate egemen olduğumuzu varsayar ki bu da iradenin en yüksek ifadesidir.
Hayatın hızlıca akmasının ortaya çıkardığı düşünceden daha hüzünlüsü yoktur. Saatlerimizin, günlerimizin, yıllarımızın, geri alınmayacak şekilde elimizden kaydığını hissederiz.Bizi hızlıca ölüme yaklaştıran bu devinimin farkına varırız.Önemsiz faaliyetlerle vaktini harcayanlar ve geçtikleri yolda bir iz bırakacak hiçbir şey yapmamış olanlar, arkalarına baktıklarında tek bir şey hissederler. Sonunda başarıya ulaşmış hiçbir çabanın anısıyla doldurmadıkları yıllar, bomboş görünür. Geçmiş hayat, bilinçte bir hiçe indirgenir ve sanki yaşanan her şeyin beyhude bir rüya olduğu hissini uyandırır.