ŞeydaS

ŞeydaS
Herhangi bir ünvanım, mesleğim, meskenim, görünüşüm olmadan var olabildiğim tek yer. İşte burası benim cennetim.
Kendine karşı bir zındık olacaksın, bir cadı, bir kahin, bir deli, bir kuşkucu, bir uğursuz ve bir alçak olacaksın. Kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde: nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki önce kül olmadan? Yalnız kişi, yaratanın yolundan gidiyorsun: bir tanrı yaratmak istiyorsun kendine kendi yedi şeytanından!
Reklam
Anlaşıldı.
Sevgi nöbetlerinden de koru kendini! Yalnız kişi çabucak uzatır elini karşısına çıkana. Kimi insanlara elini değil, pençeni uzatmalısın sadece: ve isterim ki, tırnakları olsun senin pençenin de! Ama karşına çıkabilecek en kötü düşman her zaman sen kendin olacaksın; sen kendin pusuda bekleyeceksin kendini mağaralarda ve ormanlarda.
Çok geç gerçekleşen güzel bir hayalin son günü...
İyi ki varsın İyi ki sevmişim seni Hem aldığın hem çaldığın Helal helal sana Yok istemem diyen gönlüm Çöle bile razı şimdi Yanlış yola giden bendim Lütfen dön gel Ben yazdım kadere hüznü perişanı Sonu gelmez yine de bitemez ümitler Ama yoksa bahçemin eski şanı Sebebi koparılan çiçekler
Müzik
İlk sayfadan son bir ayımı özetlemiş yazar. Tesadüf...
Beni de böyle kendini gerçekleştirmiş ve tamamlanmış biri olarak kabul ettin, bu yüzden diğer hepsinden öte sevdin; bunu gayet iyi biliyorum. Hiç kimsenin bakmasını senin kadar iyi bilemediği resimlerimde ve eskizlerimde bütün benliğim mevcutmuş gibi geldi sana hep; oysa aslında, ah, aslında bu bakışının ardında hakikate dokunmuş dahi olmayan eski bir gençlik heyecanı vardı sadece. Ayrıca sen bunda haklıydın. Ve yine de, yine de? O halde niçin ne kadar süreceği belli olmayacak biçimde ayrıldık, niçin şimdi sen geleceğimize dair çekingen, artık yarı yarıya sönmüş bir umutla ortalıkta dolaşıyorsun ve ben neşeyle tuvalimin başında çalışacağıma niçin burada iki büklüm olmuş, masanın başında iyice eğilmiş oturuyorum ve geçmişime bakmaktan tepeden tırnağa gerilmiş, yazıyorum da yazıyorum? Veya senin kuşkun niye; benim onca istediğim şeyi artık yapamayacağımı, kendimi harcanıp tükenmiş hissederek tüm gücümle ve kendimi vererek sevemeyeceğimi kabullenişim niye? Sorun önyargıların aşılması, bağışlanabilir bir düşüncesizlik veya basit anlamda bir hata olsaydı; ah, sorun keşke böyle bir şey olsaydı! Yersiz kuşkulara kapılmayan sen, her şeyi anlayan ve hissedebilen sen, bu yüzden hayatımdan kaybolup gitmezdin. Fakat durum bu değil ve yine de bu: Uzun süreli bir yoldan sapma beni ciddi ve eksiksiz bir sevgi için yetersiz hale getirdi. Şimdi, bunu kendime karşı netleştirmeye çalıştığımda şaşkınlık içinde şunu düşünüyorum: Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duyusal izlenimlere kıyasla hayatımız üzerindeki etkisi ne kadar az. Düşünmeye başladığımdan bu yana, kendi isteklerim ve umutlarım doğrultusunda hareket etmeye başladığımdan bu yana sanata doğru yol aldım, karşısında hayran kaldım veya sanat adına acı çektim ve