Yeraltından çıkmış bir şair
Bazı kitaplar okunmaz, insanın içine işlenir. Bu kitapta tam da böyle bir eser. Sayfaları çevirdikçe bir hikâye okumuyorsunuz kendi içinizde susturduğunuz seslerle yüzleşiyorsunuz. Bence Dostoyevski burada bir karakter yaratmıyor yalnızca, insanın en gizli çelişkilerini ete kemiğe büründürüyor.
Yeraltı adamı denilen bu karakter, toplumdan kopmuş bir birey gibi görünse de aslında hepimizin sakladığı yanların toplamı. Gurur duyarken ezilen, sevilmek isterken insanlardan kaçan, haklı olmak uğruna huzurunu feda eden bir ruh… Onu okurken zaman zaman öfkelendim, zaman zaman acıdım; ama en çok da kendime benzeyen kırıntılar bulduğum için sustum. Çünkü insan, en sert eleştiriyi bazen bir yabancının cümlelerinde kendine karşı hisseder. Çünkü insanın en büyük düşmanı yine kendisidir.
Kitabın en çarpıcı yanı, olaylardan çok düşüncelerle sarsması. Bir sokakta geçen sahne değil de bir cümlenin içindeki sancı günlerce zihinde kalıyor. Yeraltı adamı aklın her şeyi çözeceğine inananlara karşı insanın bazen bile isteye yanlış yaptığını haykırıyor. Çünkü insan sadece mantıkla yaşayan bir varlık değil; kibriyle, yarasıyla, inadıyla da var.
Bu eserin bana ne düşündürdüğü kısmına gelirsek İnsan bazen mutlu olmak istemez, haklı olmak ister. Ya da kendi deyimimle haklılığını mutluluğun üstünde görür ve çoğu yalnızlık, kapıyı kimsenin çalmamasından değil, içeriden kilitlenmiş olmasındandır. Dostoyevski bu kapıyı kırmadan açıyor.
Yeraltından Notlar, okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. İnsan kendinden kaçmayı bıraktığında yeniden hatırladığı bir yüzleşme metni. Bazı kitaplar size dünya hakkında bilgi verir; bu kitap ise içinizde sakladığınız karanlığı gösterir. Yeraltından çıkabilmeniz dileğiyle.