Şeyda Keren

Şeyda Keren
@Seydakeren
Cinayetten Fazlası
10/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:58
Evet arkadaşlar bir kitabın daha sonuna geldik yine şimdi inceleme yazma vakti geldi. Öncelikle kitabı okurken kendimi bir polisiye romanın içinde değil de insanların yarım kalmış hayatlarının arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Elbette ortada çözülmesi gereken olaylar ve cinayetler var ama kitap bittiğinde aklımda kalan şey bunlar olmadı. Daha çok karakterlerin taşıdığı yalnızlıklar, pişmanlıklar ve geçmişlerinden kurtulamamaları kaldı. Polisiye romanlarda genellikle merak duygusu ön planda olur. Bu kitapta ise merak kadar insan hikâyeleri de dikkat çekiyor. Ahmet Ümit'in en sevdiğim yönlerinden biri bu zaten. Karakterlerini sadece bir olayın parçası olarak bırakmıyor. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir yarası var. Bu yüzden bazı karakterlerle birkaç sayfa geçirmiş olsanız bile onları unutmuyorsunuz. Kitap boyunca beni düşündüren şeylerden biri de aşkın ele alınış biçimi oldu. Buradaki aşk, insanı mutlu eden masum bir duygu gibi değil. Daha çok geçmişten çıkıp gelen, insanın peşini bırakmayan bir hatıra gibi duruyor. Bazen bir özlem, bazen bir yara, bazen de insanın bütün hayatını etkileyen bir yük hâline geliyor. Kitabın adının neden Aşkımız Eski Bir Roman olduğunu okudukça daha iyi anladım. Romanın atmosferini de çok sevdim. Özellikle İstanbul'un sokakları ve arka planda duran şehir hissi hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Şehir bazen olayların geçtiği bir mekân olmaktan çıkıp romanın karakterlerinden biri hâline geliyor. Kitaba dair tek eleştirim, bazı bölümlerde olayların çözümünün beklediğimden daha hızlı ilerlemesi oldu. Karakterlerin iç dünyasına gösterilen özenin bir kısmını final bölümünde de görmek isterdim. Ancak bu durum romanın genel etkisini azaltmıyor ve bu durum hikâyeden kopmama neden olmadı. Kitabı bitirdiğimde katilin kim olduğundan çok
İnceleme
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir Yalnızlığın Romanı
Puan vermedi·288 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
Kitabı okurken bana göre en çok insanın içini yoran şey karakterlerin yaşadıkları değil, yaşayıp da içlerinde tuttuklarıydı. Yusuf’u güçlü yapan şey de buydu sanırım. Sürekli konuşan ya da kendini anlatmaya çalışan biri değil. Çoğu şeyi içine atıyor ama o sessizliğin altında büyük bir kırgınlık olduğu hissediliyor. Bazı yerlerde bu kadar susmasına sinirlendim açıkçası. Özellikle haksızlığa uğradığında bile kendini geri çekmesi insanı yoruyor ama sonra düşününce onun karakterinin tam da böyle kurulduğunu anlıyorum. Muazzez’e karşı da kitap boyunca tek bir duygu hissedemedim. Başlarda en masum bulduğum karakterdi fakat ilerleyen zamanlarda bu düşüncem çürümeye başkadım.Yine de azen hak verdim, bazen çok kızdım. Özellikle annesinin etkisinde kalması ve rahat hayatı görünce değişmeye başlaması bana biraz zayıf bir karakter olduğunu düşündürdü. Yusuf’a karşı dürüst olmaması da rahatsız etti ama yaptığı şeylerden sonra duyduğu pişmanlık hissediliyor. O yüzden tamamen kötü diyemiyorum. Beni en çok etkileyen yer Selahattin Bey’in ölüm sahnesiydi. Orayı okurken kitabın havası bir anda daha ağırlaştı sanki. Benim yorumumla Sabahattin Ali çok abartılı anlatmadan insanın içine dokunmayı başarmış. Yusuf’un o yalnız kalmış hissi gerçekten geçiyor okuyucuya. Kitabı bitirdikten sonra bile en çok aklımda kalan bölüm orası oldu. Genel olarak kitabı sevdim çünkü karakterler fazla kusursuz yazılmamış. Herkesin eksik bir tarafı var ve bu da romanı daha gerçek yapıyor. Sadece bazı yan karakterler biraz daha derin yazılabilirmiş diye düşündüm. Yine de uzun süre akılda kalan kitaplardan biri bence ve elbette okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.
İnceleme
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · İthaki Yayınları · 2021210,9bin okunma
İnsan Ruhunun Karanlık Aynası
Puan vermedi
Yeraltından çıkmış bir şair Bazı kitaplar okunmaz, insanın içine işlenir. Bu kitapta tam da böyle bir eser. Sayfaları çevirdikçe bir hikâye okumuyorsunuz kendi içinizde susturduğunuz seslerle yüzleşiyorsunuz. Bence Dostoyevski burada bir karakter yaratmıyor yalnızca, insanın en gizli çelişkilerini ete kemiğe büründürüyor. Yeraltı adamı denilen bu karakter, toplumdan kopmuş bir birey gibi görünse de aslında hepimizin sakladığı yanların toplamı. Gurur duyarken ezilen, sevilmek isterken insanlardan kaçan, haklı olmak uğruna huzurunu feda eden bir ruh… Onu okurken zaman zaman öfkelendim, zaman zaman acıdım; ama en çok da kendime benzeyen kırıntılar bulduğum için sustum. Çünkü insan, en sert eleştiriyi bazen bir yabancının cümlelerinde kendine karşı hisseder. Çünkü insanın en büyük düşmanı yine kendisidir. Kitabın en çarpıcı yanı, olaylardan çok düşüncelerle sarsması. Bir sokakta geçen sahne değil de bir cümlenin içindeki sancı günlerce zihinde kalıyor. Yeraltı adamı aklın her şeyi çözeceğine inananlara karşı insanın bazen bile isteye yanlış yaptığını haykırıyor. Çünkü insan sadece mantıkla yaşayan bir varlık değil; kibriyle, yarasıyla, inadıyla da var. Bu eserin bana ne düşündürdüğü kısmına gelirsek İnsan bazen mutlu olmak istemez, haklı olmak ister. Ya da kendi deyimimle haklılığını mutluluğun üstünde görür ve çoğu yalnızlık, kapıyı kimsenin çalmamasından değil, içeriden kilitlenmiş olmasındandır. Dostoyevski bu kapıyı kırmadan açıyor. Yeraltından Notlar, okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. İnsan kendinden kaçmayı bıraktığında yeniden hatırladığı bir yüzleşme metni. Bazı kitaplar size dünya hakkında bilgi verir; bu kitap ise içinizde sakladığınız karanlığı gösterir. Yeraltından çıkabilmeniz dileğiyle.
Yer Altından NotlarFyodor Dostoyevski · Turkuvaz Kitap · 2019159,7bin okunma