Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...
Uçurumun kıyısında açmış nâzenin bir çiçek,
Başında ak bulutlar, göğsünde güneşten dilek.
Kökü vatan toprağına mühürlü bir dua gibi,
Sessizce boy verirdi dağ rüzgârlarına gerek.
Ne bahçeler görmüştü, ne de gösterişli bahar,
Bir damla nûra kanıp saklardı içinde umutlar.
Her seher vakti ışık dokunurdu yaprağına,
Sanki semâdan inermiş üstüne rahmet kadar.
Rüzgâr eser eğilirdi, lâkin kırılmazdı hiç,
Çünkü umut dediğin şey secdeye varmış sevinç.
Karların bağrında bile korurdu yeşilini,
Zemherîye rağmen içinde saklıydı bahar bilinç.
Dağlar onu tanırdı, yıldızlar verirdi nazar,
Gece siyah örtüsüne işlerdi gümüş kadar.
Bir kuş geçse semâsından kanadında müjdeyle,
Çiçeğin mahsun gönlüne doğardı başka bahar.
Meğer hakikat buymuş ey gönül, ey derbeder;
Bazı çiçekler açarmış en tenha yalnızlıkta çünkü.
En güzel umutlar, en sert rüzgârlardan sonra
Bir dua gibi yükselirmiş göklere seher seher.
#Şeyda Keren