Kovulduğu cennete geri dönemeyen insan, göklerin egemenliğini kabullenmiş, kendine vaat edilen ölümsüzlüğe ölümün ardından bile olsa razı gelmiş, bu uğurda bedenini tatminsiz bırakacak kastrasyona boyun eğmişti. Ulaşılmaz arzu nesnesi onun tatminsizliğinin mutlak sebebiydi. Bu tatminsizlikte elde edebileceği en büyük hedef kendisi gibi tatminsiz bedenlerle bütünleşip tümlenmek olacak, arayış yaşamın amacı haline gelecekti.
Toprağa ait olmak istemeyenin göklere de yabancı olduğu gerçeği insanın bölünmesine, parçalanmasına, bütünlüğü kaybetmesine yol açmış, onu yalnızlaştırıp nevrotikleştirmiştir.