Nureddin İlhan

Nureddin İlhan
@Seyrisefer
Dünya pazarına uğradık yol azığı almaya, Yolculuk var hazır olmak gerek âhirete varmaya!. Hayırlı yolculuklar...
Bir gün Müslümanların nasıl ibadet ettiklerini görme fırsatım oldu. Bazı insanların hor görebileceği bu ibadet şekline ben hayran kalmıştım. Bu ibadet, gün içinde pek çok kez yaptıkları dua şeklindeki ibadetten biraz daha geniş bir uygulamaya sahipti. Bahsettiğim ibadet, Müslümanların bir gün doğumundan diğerine kadar belli aralıklarla günde beş kere uyguladığı ibadetti. Bu ibadete hazırlanırken ilk yaptıkları şey su ile kendilerini temizlemekti. Ellerini, yüzlerini, kollarını, baş ve ayaklarını ameliyata hazırlanan bir cerrah titizliği ile ovalayarak temizliyorlardı. Bu uygulamalarının etkisi yalnızca bununla kısıtlı değildi çünkü Müslümanlar Rabblerinin karşısına çıkmak için temizleniyorlardı. “Bismillah-ir- Rahman-ir-Rahim” (Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla) ile başlayıp “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü” (Şahitlik ederim ki Allah›tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki Muhammed[3] Allah’ın kulu ve elçisidir.) diyerek abdestlerini bitiriyorlardı. Abdest ile iki şekilde temizlenmiş oluyorlardı: dışarının tozu ile kirinden ve günahlarının kalpleri ile ruhlarında bıraktığı karanlık izlerden. Onlardan öğrendiğime göre su üzerlerindeki pisliği/necisi uzaklaştırdığı gibi işlediği günahlardan pişman olan ve onlardan kurtulmak isteyen müminlerin günahlarını da alıp götürüyordu.
Tefekkür ~ تفكر ve Tezekkür ~ تذكر
Reklam
Elimden geleni yapıp olabileceğimin en iyisi olmak nasıl yanlış olabilirdi ki? Toplumdaki alkol tüketimini, kumarı, faizi ve köleliği yasaklayan bir hayat tarzını tercih etmem neden yanlıştı? Büyüklere saygılı olmayı öğütleyen; kadın, çocuk, fakir ve yetime sahip çıkma görevi veren; ticaretin dürüst olmasını emreden; kişinin kendine hâkim olmasını ve ibadetinde devamlı olmasını söyleyen bir dinin benim için bir arınma görevi görüp sahip olduğum imanı tamamlayacağına inanıyordum. Bu yolu seçmek ‘herkes için özgürlük ve adalet’in gerçekleşmesi anlamına gelecekti. Bana düşen Yaratıcımın rızasını diğer her şeyin üzerinde tutmak değil miydi?
Tefekkür ~ تفكر ve Tezekkür ~ تذكر
"Ey öğüt veren dostum, bana dokunma! Sevdiğim ne yaparsa yapsın, bana yine güzel gelir. Ben onun sevgisiyle her gece yanıp kül olduğum halde, seher vakti saba rüzgarı onun kokusuyla beni yeniden diriltiyor. "Eğer bugün onun yakınında ölürsem, kıyamet gününde çadırımı yine onun yanında kurarım."
Aşk
Vücudunun kudretini, gücünü yemekten bilme. Vücuda kudreti Cenab-ı Hak ihsan ediyor. Hürmetini arz için yüzünü secdeye koyduğun zaman, Ona sena et, kendini görme! Tesbih çekmek, zikretmek, namaza hazır olmak Hakka karşı dilenciliktir. Dilenciye gurur yakışmaz.
Tasavvuf ve Din
Oğlum, sermayen olursa kâr edebilirsin. Sermayeyi yiyecek olursan artık kâr kapısı kapanır. Başından sel aştıktan sonra değil, su henüz belini geçerken çabala. Şimdi gözün varken yaş dök, ağzında dilin varken af dile. Can her vakit bedende bulunmaz, dil daima ağızda dönmez. Günahlarının özrünü şimdi dilemelisin, dilin söylemekten âciz kaldığı zaman değil. Kabirde, Münker’le Nekir’e söyleyeceklerini, bilenlerden şimdi öğren. Bu aziz dakikaların kıymetini bil, kuşsuz kafesin değeri yoktur. "Ömrünü boş şeylerle geçirme. Fırsat ele az geçer. Vakit ise keskin bir kılıçtır."
Tasavvuf ve Din
Reklam