O basit şey şuna benziyor: İyi bir bilgisayar bozulmuş. Kimse bilgisayarı tamir edememiş. Sonunda iyi bir teknisyen bulmuşlar. Adam, bilgisayarla uğraşmış, küçük bir parçayı değiştirdikten sonra bilgisayar çalışmaya başlamış. "Borcumuz ne kadar?" diye sormuşlar. Adam da "Bin dolar elli cent" demiş. Bunun üzerine "Bin doları anladık da bu elli cent ne oluyor? demişler. Adam, "Elli cent parçanın parası, Bin dolarda zekanın parası" diye cevap vermiş. İşte mesele parçayı ne zaman nerede kullanacağını bilmektir. Yoksa o parçayı herkes bilir.
"Mazlum, zalime beddua eder; ettiği beddualar zalimin zulmüne karşılık olur. Bedduada ileri giderse kıyamet günü zalimin ondan alacağı fazlalık kalır."
(Hadis-i Şerif)
"Onlar, tövbe edenler, ibadet yapanlar, hamdedenler, Hak yolunda seyehat edenler (oruç tutanlar), rükû yapanlar, secde yapanlar, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyanlar, bir de Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!"(Tevbe 9/112)