Bu kitapla ilgili inceleme yapmadan önce bir şöyle göz gezdireyim dedim bakalım okuyucu kitlesi neler yazmış diye . Genel intiba ise eserin çok iyi olduğu ile ilgili .Olumsuz denebilecek (ki onlarda ufak tefek ) bir elin parmağını geçmeyecek sayıda yorum var sadece . Sonra oturdum düşündüm bu kadar okuyucunun bulupta benim denk gelemediğim o güzelliğini ortaya koyan sır ne diye ve yine kendimce bulduğum yanıtsa bu eserin tamamen bir manipülasyondan ibaret olduğu . Deyim yerindeyse (benim düşüncemdir) bu kitap tam bir fiyasko .
İhsan Oktay ANAR ‘ın yıllar önce okuduğum iki eseri olan Puslu Kıtalar Atlası ve Amat hakkında şimdi içeriklerini pek hatırlamasanda olumlu bir intibaya sahiptim . Fakat Suskunlarda bunun tam aksi fikirdeyim . Bunları da dilim döndüğünce affınıza sığınarak burada paylaşmaya çalışacağım .
1. Yazarın yani eserin dili gereksiz süslü ve ağdalı olmuş . Yer yer okuyucu sıkar seviyeye gelen bu dil okuyucunun düşünmesine engel olacak seviye kadar uzanıyor . Yazar bir sürü eski ,kullanımı kalmamış ve kesinlikle Türkçe olmayan kelimelerle okuyucuyu manipüle ediyor . Okur ister istemez ben anlamıyorum fakat evet burda iyi bir şeyler var demeye getiriliyor . Halbuki böyle bir şey yok . Örnek vermek gerekirse sayfa 123 ten bir alıntı paylaşacağım.
Bu sazdan üflenen nağmeler, sırrın ufûlevî vüsafâsı olan ehl-i vukuf füsûnkârların bezediği o vâsî füseyfisâda raks ve vüsûb eden vüsemâ gibi birer üfkûhe idiler.Ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin üfûl olduğu , bu füyûz dolu , tabiî bir vüs ve vüs’at taşıyan nefesler , hangi yusuf-ı kalbîden nasıl hâsıl olur diye sanki , fusûl-ı erbaa teessüf ediyordu . Üflenenler adeta , Şems’in üfûl ettiği ufka gönderilen canlardan ibâret bir demet vüfûd idiler . (Bu kadar eseri beğenen okurun bu satırları
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖