Neler neler söylenir de, neler neler vardır susarlar.
Gelmiştir askerimiz. Nerden gelmiştir peki, söylemez.
Askerin neydi sustuğu: Sabahla başladı kavga, kana bulandı öğlen.
Önümde düştü bir, ardımda düştü iki, üçüncü yanımda.
Çiğnedim ilkini, İkinciyi geç, üçüncüyü yüzbaşı vurdu.
Demirdi bir kardeşimi öldüren, öteki kardeşimi bir duman.
Ensemden ateşler yağıyordu, ellerim eldivenin içinde donar, ayak
parmaklarım çorabın.
Yediğim kavak tomurcuğu, akça ağaç çorbası içtiğim, taş üstünde
uyudum, suda yattım.
Böyle elli kuruşluk din adamından ne umulur, imanı bile elli kuruşluktur işte. Meyhanede enseleyip getirirken, orda bile nutuk çekiyordu: "Savaş bitti, barıştan korkun!" diye.