Bir belgeselde gördüm, Mike diye bir horoz, kafası kesildikten sonra 15 ay yaşamış. Bayağı böyle kafasız kafasız yaşamış. Boğazındaki delikten yem ve su tıkıyormuş sahibi, o öyle ortalarda dolanıyormuş. Dolanmış yani, 15 ay. Nereye gittiğini görmeden, düşünmeden. Çünkü dediğim gibi, kafası yok. Gerçi bir horoz, kafası olsa da ne kadar düşünür bilemiyorum. Şu an düşünemiyorum. Kafam yok. Mike’ı çok seviyorum. Mike benim adamım. Mike’a hareket çeken hareketin Allahını görür. Beni sinirlendirmeyin.
İstisnasız herkes bana zamanla geçeceğini söylüyordu. Bütün dünya “zamanla geçer” parantezine alınmıştı sanki. Oysa ben zamana güvenmem, ne bok yiyeceği hiç belli olmaz.
Aldığı hiçbir cevap onu ikna etmeyecek olsa da, başına gelen her ne zıkkımsa artık, hesabını soracağı biri vardı. Onu kıskandım. Onun yanında ben, dolunaya doğru havlayan bir köpekten farksızdım.