Sitâre... Derviş Yunus Deyişiyle...

Sitâre... Derviş Yunus Deyişiyle...
Okumak iki ruh arasındaki âşikañe bir mülakat... OKUMADIĞIN GÜN KARANLIKTASIN... 》》 HAVF ve RECÂ 《《 》》 AMOR FATİ 《《 Okuyup, anlayıp, bilmek gerek ... Zira insan en çok bilmediğine düşmandır... ...
Hayat yangın gibidir . Yoldan geçenin unuttuğu alevler , rüzgarın önüne katıp savurduğu küller ; işte, bir insan ömrü gelip geçmiştir...
Sayfa 122·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Reklam
Alamut Kalesi Yaklaşık 2000 metre yüksekliğinde... Yerel Ağızda " Kartal Meseli " Anlamına geliyor... Hasan Sabbah da tüm İran 'ı dolaşıp müritlerini biraraya toplayabilecegi , onları eğitip örgütleyebileceği bir yer aradı . Semerkant ' ta başına gelen tatsız maceradan sonra , büyük bir şehri ele geçirme niyetinin boşuna olacağını, Selçuklular ile hemen çatışmanın kaçınılmaz bir hale geleceğini ve böyle bjr çatışmanın da mutlaka imparatorluk lehine sonuçlanacağını anlamıştı. Hasan her zamanki gibi Sufi derviş kılığında çıkageldi. Etrafta dolaştı, durumu kolaçan etti , bilgi aldı . Kale komutanı ile görüşme talebinde bulundu. Hasan Sabbah, Alamut Kalesi komutanı olan Alevi Mehdi ile görüşmeye gitti . Gayet ciddi bir üslup ile kale'nin kendisine lazım olduğunu, ve kaleyi devralmaya geldiğini söyler. Alevi Mehdi ' ye sunduğu para teklifi neticesinde hiç ses etmeyen Kale komutanı teklifi kabul etti ...
Sayfa 119·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Hasan Sabbah hükümdarları kendi yanına ve inancına çekmeye çalıştı ancak başarılı olamadı . Bu üzerine farklı bir yöntem denemeye başladı. Bu yöntemin adı bir savaş aygıtı olarak kullanacağı HAŞŞAŞİYÚN TARİKATI idi.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Hasan Sabbah tüm şehirleri dolaşıyor , girdiği köylerde bir mürit halkası toplamadan orayı terk etmiyordu . Sürekli bekleyip her şeye katlanmaktan usanmış Şiiler , Türk egemenliğinden gına gelmiş İranlı veya Arap Sünniler, yolunu bulamayan gençler, saf dini arayan müminler ona katılıyordu. Onlara "" BATINİLER"" Deniyor , zındıklıkla, mülhitlikle suçlanıyorlardı. Ulema fetva üzerine fetva veriyordu : " vay onlara katılanın haline, vay sofralarında lokma yiyip onlarla evlenenin haline ! "
Sayfa 110·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge, Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı. Fuzuli
Şiir