Yedi çocuk babası 51 yaşındaki davacı gördüğü işkence yüzün den erkekliğini yitirdiğini söylüyor. Diyarbakır Devlet Hastanesi ve Dicle Üniversitesi'nde yapılan tahliller sonucunda 12 gün polis nezaretinde kalan bu kişinin erkekliğini tamamen yitirdiği belirle niyor; ayrıca yapılan işkence sonucu artık sol kulağıyla işitemediği de gözleniyor.
A.Ç., Avrupa insan haklan Mahkemesi'ne para kazanmak için dava açmadığım belirterek, "Bir daha işkence yaşanmaması için davacı oldum" dedi. Gözaltına alındığı sırada aralıklarla işkence gördüğünü ifade eden Ç., 1998 yılında İzmir'de avukatının ara cılığıyla müracaatta bulundu. 8 polis tarafından işkenceye maruz kaldığını söyleyen A.Ç., Türkiye'de polislerin beraat etmesi üzerine AlHM'e başvurduğunu belirtti. Gözünün kesinlikle parada olma dığını kaydeden Ç., "Beni gözaltına alan polisler 'Seni erkeklikten edeceğiz' dediler ve dediklerini yaptılar" diye konuştu.
AlHM'in kararıyla ilgili açıklamalarda bulunan Baro Başkanı Zekeriya Aydın, işkencenin uzun dönem ülke gündemini meşgul eden bir konu olduğunu belirterek, "O dönemde yaşanan bu olay Avrupa insan Hakları Mahkemesi tarafından değerlendirilerek, ülkemiz tazminata mahkûm edildi. Batman da OHAL bölgesi içindeydi. işkence dahil ciddi uygulamalar yaşandı. Fakat önemli olan geçmişe takılmak değil, sağlıklı bir gelecek yaratmaktır. Bu noktada son 3 yıldır inanılmaz gelişmelerle ülkede yasal düzeyde de pratik olarak da artık Batman'da işkence refleksi olmaktan çıkmıştır. Sorgu metodu olmaktan çıkmıştır" şeklinde konuştu.
Babasımn yanında radyo tamircüiği yaparken karanlık işlere bulaşmış. Önce Ahırkapı açıklarında yabancı gemilerden ken di gemisine mazot sevkıyatı yaparak akaryakıt kaçakçılığına başlamış, rüşvet sayesinde işi büyütmüş. Rusya, Romanya ve Bulgaristan'dan resmi yollardan aldığı mazotu kaçak olarak yurda sokmuş, akaryakıtı tankerlere aktarmak için denizden karaya 200 metrelik boru döşemiş. Pakistan vatandaşı S. G. sayesinde, insan kaçakçılığına da başlamış.
Rüşvet kabul etmeyen memurlar onu yakalamış.
Rüşvet alanlar serbest bırakmış.
Bostancı'da yol ortasında bir minibüsçüyü silahla yaraladığı halde hakkında hiçbir işlem yapılmadan olay örtbas edilmiş.
Polis tarafından aranıyor olmasına rağmen polise verdiği 1 mil yar 600 milyon lira rüşvetle silah ruhsatı almış ve daha önce aldığı bir ruhsatın da süresim uzattırmış.
"Arif Bey, tüm Türkiye'de MİT çalışanlarının hepsinin göster dikleri bir yıllık gayretin ve verdikleri zamanın toplamını 100 birim kabul edelim. Sizce bu enerji ve zamanın yüzde kaçı MIT'in gerçek kumluş amacına uygun harcanıyor, bir tahminde bulunabilir mi siniz?"
"Doğan Bey bulunamam, ama güzel bir değerlendirme tarzı.
Kabaca MIT'in zaman ve enerjisinin büyük bir kısmını, belki yüzde kırka varan bir kısmım iç ve dış kişisel sürtüşme ve çatışmalara harcadığını tahmin edebiliyomm. Ama bunu tahmin ederken Türkiye'deki bütün kamu kuruluşlarıyla ilgili bir şey söylemiş oluyorum. Aynı şeyi Milli Eğitim Bakanlığı için de söyleyebilirim.
Benim çalıştığım okul için de."
"Buraya kadar gözden geçirdiğimiz olaylarm mış gibiliğinden bir şüphen var mı?"
"Yok, yok. MIT'in yaptığı, yani mış gibi tanımlamasındaki dört öğeden uygulama sorumluluğu öğesi niyet, bilgi ve beceri öğele riyle son derece tutarsız."
Arif Bey de benden imrenmiş olacak, suyunu içmeye başladı.
Gözü hâlâ çantamdaki kesiklerdeydi.
Onunla paylaşmak istediğim Milliyet'in 4 Eylül 2001 tarihli bir kesiğini çıkardım ve önüne koydum. İşin özeti şuydu; bir üniver site öğrencisini işkence yaparak öldürdüğü iddiasıyla yargılanan iki emekli polisin adresini polisler tespit edemiyorlardı. Öldürülen öğrencinin avukatları sanıkların adreslerini kendileri bulup polise verdikleri halde polis eski meslektaşlarını bulamıyordu.
Arif Bey okumasını bitirdikten sonra, "Sen gel de şimdi polise gü ven duy," dedi ve devam etti," Sanki halkın ve hakkın koruyucusu değiller de, özel bir mafya teşkilatı olarak diğer karşıt mafyaya karşı kendi üyelerini koruyorlar... Eminim iki emekli polisi tamyan ve muhtemelen arkadaşlık ve dostluk ilişkileri olan meslektaşları, arka daşlarını korumaya ve yardım etmeye çalışıyorlar. Ama bunu yapar