SEHER

SEHER
Mutluluğa giden tek yol vardır.Oda elinizden bir şey gelmeyen şeyler için endişelenmemek. Epiktetos Dm kullanmıyorum/Demokratım/Hümanistim/Evliyim
2. Eldeki malzemeden, ana babalardan nasıl yararlanılabileceğini de görmek mümkün. Hiçbir zaman tedavi edilmesi gereken herkesi tedavi etmeye yetecek kadar psikoterapist olmayacağı göz önünde bu­ lundurulduğunda, anne babalardan gayet idareli bir biçimde yararla­ nılabileceği açıktır. Bu vakada babanın işsizliği yüzünden zor günler geçirmiş, hem sosyal açıdan hem de aile içinde yarattığı muazzam sı­ kıntılara rağmen zekâ özürlü kızlarının sorumluluğunu tam olarak üstlenebilmiş, annenin depresyonunun akıl hastanesine yatmak dahil bütün kötü evrelerini atlatmış iyi bir aile söz konusuydu. Böyle bir ai­ lenin çok güçlü olması gerekir; bu ana babayı kendi çocuklarının tera­ pisini üstlenmeye çağırma karan bu varsayıma dayanarak verildi. Bu­ nu yaparken kendi başlanna birçok şey öğrendiler, ama yaptıktan şey hakkında bilgi .almaya da ihtiyaçlan vardı. Başanlannın takdir edil­ mesine ve bütün yaşadıklarının söze dökülmesine de ihtiyaçlan vardı. Çocuklannın hastalığı atlatmasına yardımcı olabildiklerini görmek, aileye zaman zaman ortaya çıkan başka güçlüklerle de başa çıkabile­ cekleri konusunda güven vermişti.
Reklam
Yorum Burada şu yorumu yapmak uygun görünüyor: 1. îp bütün diğer iletişim tekniklerinin bir uzantısı olarak görülebi­ lir. İp bağlar; aynı zamanda nesnelerin paketlenmesini ve dağınık malzemenin bir arada tutulmasını sağlar. Bu bakımdan ipin herkes için simgesel bir anlamı vardır; ipin abartılı bir biçimde kullanılması, bir güvensizlik duygusunun başlangıcına ya da bir iletişim eksikliği düşüncesine işaret ediyor olabilir. Bu vakada oğlanın ipi kullanma bi­ çimine sinmiş bir anormallik görülebilir ve bu kullanımın sapkınlaş­ masına yol açabilecek değişimi dile getirmenin bir yolunu bulmak ge­ rekir. İpin işlevinin iletişimden ayrılığın inkârına dönüştüğü dikkate alı­ nırsa bu yolda belli adımlar atmak mümkün görünüyor. Ayrılığın in­ kârı olarak ip bir kendinde şeye, tehlikeli özellikleri olan ve hâkim olunması gereken bir şeye dönüşür. Bu vakada anne çocuğun ip kulla­ nımıyla çok geç olmadan, ip kullanmanın hâlâ bir umudu barındırdığı bir zamanda ilgilenebilmiş gibi görünüyor. Ortada umut olmadığında ve ip ayrılığın inkârını temsil ettiğinde, çok daha karmaşık bir durum ortaya çıkmış demektir; bir nesneyle ona hâkim olmak için uğraşıldı­ ğında gelişen beceriden kaynaklanan ikincil kazançlar yüzünden te­ davisi güç bir durumdur bu. Bu vaka sapıklığın gelişimini gözlemlememize imkân tanıdığı takdirde özel bir ilgiyi hak edecektir. OYUN VE GERÇEKLİK I
Anlaşılamamak
Neydi beni bu kadar yalnızlaştiran,zihnimi düşünce erezyonuna uğratan,ruhumu hâlden hâle sokan,acıtan,iten kuvvet neydi? Anlaşılamamak....Kendinden çok hayatına aldıklarını umursamak...Doğru muydu?Anlamını yitiriyor sözler,düşünceler,hissetmek istiyor kalp en derinden dibine kadar hissetmek;tıpkı sevdiği gibi sevilmek...özlemi kadar büyüyor içindeki karanlık,suskunluğu kadar kesiliyor nefesi,haykırışı kadar eziliyor benliği,dokunuşu kadar titriyor elleri,o kadar zor ki insan kalmak...Tüm benlik, dalgalarına kapılmadan,dipe düşmeden,egoizm denizin her türlü gel gitlerine kapılmadan yüzeyde kalmaya,yaşamaya çalışmak;bermuda üçgeni gibi bu hayatta...Sadece kendine tapanlara inat,inanmak insana...İnsan kalmaya çalışana,omuz vermek...Keşkelerle dolu bi hayat yaşamaktansa... Ama Anlaşılamıyor yine de insan...Tüm kelimeler birer birer düşüyor dudaklarından ama tutunamıyor bakışında sevdiğinin...Ne acı...Acının belki bin elli tonudur hep anlaşılamamak ... Ne rengi var...Ne dili var...Ne de kokusu var ... Derin derin inceden inceye sızısı var...Anlaşılamamak... Ahhh etmek tüketmek kendini her nefes alıp verişinde o oksijen ile birlikte kendinde kendini tüketmek...Tüm tatların ağzında kötü bir mutsuzluk dağıtması anlaşılamamak.. Uykunun gözünüzü terk etmesi anlaşılamamak...Acınaklı bir şekilde kişiliğine savaş açmak,kendinden kendine kaçmak anlaşılamamak..."Yaratalanı hoş gör" "YARADANDAN"ötürü;ama herkese gösterebildiğin o hoşgörüyü,kendine asla yapamamak...anlaşılamamak...Sen de bir "YARATILAN DEĞİLMİYDİN"....Halbuki bu can,ten senin değildi...Sen bir emanetçiydin,bir kiracı...Herkesin derdidir aslında anlaşılamamak...Her şairin,her yazarın,her ressamın,her aydının,her eğitimcinin,siyasetiçinin,esnafın,kadının,erkeğin,annenin,babanın,evladın,hayvanların,hayvan
Mesela
Kelimeler ne kolay dökülüyor dudaklardan;altı boş bırakılan sözcüklerin altında eziliyor insan... Dostluk,yâr,yâren,sırdaş,yoldaş,cândaş,kardaş.... Samimiyetsizliğin girdabına girince,tüm kelimeler anlamını yitiriyor...Ya anlamı derin olan kelimelerin,yüklediği mânâ derin olmasaydı...Yada insan nankörlükte bu kadar inatçı ve vefada ketum olmasaydı...Ya da keşke yaşamayanlar bu sıfatları, ağzından çıkmaya bile ruhsatı olmasaydı... Annelik şefkat okulundan mezun olunmadan anne olmasaydi lâyık olmayan kadinlar... Dostluk mektebinde derece yapmayanlara bu sözü söyleme ruhsatı bile olmasaydı. Yâr,yâren sevgide vefa demir gibi işlene işlene dövüle dövüle ipek misali yanmadıkça bu kara delik misili gönüllere meze olmasaydı mesela. Yoldâşlık bir zanaat misali eğitimi verilmedikçe dillerde dolaşmasaydi. Tüm bu insâni olan değerli kelimeler içi doldurulmadıkça maslahatlardan geçmeyene kullanma ve taşıma hakkı tanınmasaydı mesela... Ucuz olmasaydı mesela... Bir emek alınteri kan ter dökülseydi âdem olabilmek için...Belki canavalarşan zihinler,kararan kalpler,sivrilen diller,körleşen gözler bu kadar fazla olmazdı dünyamızda... Yeni doğan bebekler futursuzca çöp konteynırlarına birakilmazdı o zaman. Babalar uçmuş beyinleri ile evladını bıçakla kurban etmezdi edemezdi mesela..Öğretmenler istismar edemezdi öğrencilerini...Memurlar makamını kötüye kullanamazdı o zaman... Kitaplar çok satış gayesi ile yazılmazdı...İnsanı yetiştirmeye odaklı olurdu ilişkiler mesela...İçindeki boşluğu doldurmak için psikologların kapısı bu kadar çok aşınmazdı.Yâr olurdu yârin,dünyalıklar için evlenilip boşanılmazdı mesela...Yoldaşın her tökezlemende ayağının takılıp düşmesi için"dost başa düşman ayağa bakar"sözüne atfen yoluna öfke ve hasedle bakmazdı mesela.. Dost"posta "dönüşmezdi mesela...Ye kürküm
Güneş değil inandım, serçeler başlatıyor sabahı💕🎶 Şükrü Erbaş
Reklam