Neydi beni bu kadar yalnızlaştiran,zihnimi düşünce erezyonuna uğratan,ruhumu hâlden hâle sokan,acıtan,iten kuvvet neydi?
Anlaşılamamak....Kendinden çok hayatına aldıklarını umursamak...Doğru muydu?Anlamını yitiriyor sözler,düşünceler,hissetmek istiyor kalp en derinden dibine kadar hissetmek;tıpkı sevdiği gibi sevilmek...özlemi kadar büyüyor içindeki karanlık,suskunluğu kadar kesiliyor nefesi,haykırışı kadar eziliyor benliği,dokunuşu kadar titriyor elleri,o kadar zor ki insan kalmak...Tüm benlik, dalgalarına kapılmadan,dipe düşmeden,egoizm denizin her türlü gel gitlerine kapılmadan yüzeyde kalmaya,yaşamaya çalışmak;bermuda üçgeni gibi bu hayatta...Sadece kendine tapanlara inat,inanmak insana...İnsan kalmaya çalışana,omuz vermek...Keşkelerle dolu bi hayat yaşamaktansa...
Ama Anlaşılamıyor yine de insan...Tüm kelimeler birer birer düşüyor dudaklarından ama tutunamıyor bakışında sevdiğinin...Ne acı...Acının belki bin elli tonudur hep anlaşılamamak ...
Ne rengi var...Ne dili var...Ne de kokusu var ...
Derin derin inceden inceye sızısı var...Anlaşılamamak...
Ahhh etmek tüketmek kendini her nefes alıp verişinde o oksijen ile birlikte kendinde kendini tüketmek...Tüm tatların ağzında kötü bir mutsuzluk dağıtması anlaşılamamak..
Uykunun gözünüzü terk etmesi anlaşılamamak...Acınaklı bir şekilde kişiliğine savaş açmak,kendinden kendine kaçmak anlaşılamamak..."Yaratalanı hoş gör" "YARADANDAN"ötürü;ama herkese gösterebildiğin o hoşgörüyü,kendine asla yapamamak...anlaşılamamak...Sen de bir "YARATILAN DEĞİLMİYDİN"....Halbuki bu can,ten senin değildi...Sen bir emanetçiydin,bir kiracı...Herkesin derdidir aslında anlaşılamamak...Her şairin,her yazarın,her ressamın,her aydının,her eğitimcinin,siyasetiçinin,esnafın,kadının,erkeğin,annenin,babanın,evladın,hayvanların,hayvan