Lotus Çiçeği ile Oduncu
Bir zamanlar bir ormanda yaşayan güzel mi güzel bir lotus çiçeği varmış. Bir bataklıkta yaşıyor olmasına rağmen tertemizmiş. Büyüleyici bir güzelliği varmış. Yaşadığı yerden sürekli gökyüzünü izlermiş.
Sonra bu ormana bir oduncu gelmiş. Ama ağaçları işi gereği mecburen kesermiş. Fakat bunu istemeden yapıyormuş. Bunu fark eden lotus çiçeği çok üzülmüş. Bunun üzerine oduncu lotus çiçeğini fark etmiş. O kadar güzelmiş ki. Öyle bir bataklık da nasıl öyle temiz ve güzel kaldığını anlamamış ama ona hayran olmuş. Oduncunun orada geçerken zamanı, oduncu ve lotus çiçeği birbirlerine aşık olmuşlar. Lotus çiçeği oduncuya ilham bile olmuş. Oduncu hayatını değiştirebileceğini anlamış. Ve ormandan gitme zamanı gelmiş. Ama lotus çiçeğini bırakmak istememiş. O yüzden onu da yanına almış. Onun için özel yer hazırlamış. Lotus çiçeği bir süre böyle yaşadıktan sonra böyle yaşayamayacağını anlamış. Oduncu onun böyle yıprandığını, zarar gördüğünü anlamış. Ve onun hayatı lotus çiçeğine uygun değilmiş. Tekrar ormana dönmüşler. Oduncu onu yine aldığı yere bataklığa bırakmış. Ağlayarak gitmiş. Lotus çiçeği zamanla düzelmiş, sağlığını toplamış. Ama geceleri o güzel gökyüzünün altında içine kapanarak ağlarmış. Gündüz tekrar güzelce açarmış. Herkes yine ona hayranmış. Ama o hep gökyüzünü izlermiş, eskisinden bile anlamlı gökyüzünü. Oduncunun da izleme ihtimalini düşünürmüş. Başka çiçeklerle arkadaş olmuş, vakit geçirmiş. Ama oduncuyu hiç unutmamış. Bir süre sonra oduncu onu ziyarete gelmiş ve sonra gitmiş daha çok etkilenmiş ve üzülmüş lotus çiçeği. Tekrar gelmemesini dilemiş. Onu tekrar görüp, tekrar gitmesine dayanamamaktan korkmuş. Ama içten içe onu tekrar görmeyi ümit etmiş. Yinede onun artık daha iyi bir hayatı olduğunu ve mutlu olduğunu düşünerek teselli etmiş