Zaman tasarruf edeyim derken aslinda baska seylerden tasarruf ettiginin kimse farkinda degildi. Yasamlarinan gittike daha zavalli, daha tekdüze ve daha soguk geçtiğini Kavramak istemiyorlardi. Bu gerçeği sadece cocuklar taa yüreklerinde hissettiler. Günkü artik kimsenin onlara, ayıracak zamani yoktu.
Oysa zaman yasamin kendisiydi. Ve yasamın yeri yürekti.
Insanlar zamandan tasarruf ettike, zaman azaliyordu.
Gerçi zaman tasarrufu yapanlar, tiyatro harabesinin oralarda oturanlardan daha iyi giyiniyorlardi. Daha çok para kazanup daha cok harcıyorlardi. Ama yüzleri asikti, yorgun ve keyifsizdiler, gözleri dostça bakmiyordu. Elbette onlar, "Git bir Momo'ya ugra!" deyiminden bile habersizdiler. Onlarin akillarini baslarina getirecek, birbirleriyle baristiracak, onlar neselendirecek, dertlerini dinleyecek kimseleri yoktu. Hem zaten böyle biri bulunsa ve mesele bes dakika içinde cözülecek olsa bile yine de ona gidecekleri süpheliydi. Bunu zaman kaybi sayarlardi. Bos zamanlarini olabildigince cok eglenip rahatlamak için kullanmalydilar.
Oysa bayramlari bile içlerinden geldigi gibi kutlayamiyorlardi. Hayal kurmak, suç islemekten farksizdi. En dayanamadiklari seyse sessizlikti. Çünkü sessizlikte gersek yasantilarinin nasil oldugunun farkina varip korkuya kapılıyorlardı