Bizzat gözlemlediklerimize nazaran hayal gücümüzü etkileyen tehlikeler, bizim açımızdan çok daha korkutucu olur. Karşımızda avaz avaz bağıran değil ama sakin bir sesle öfkesini aktaran adam bizim kanımızı dondurur.
Harry, Jealousy Bar’ın kapısından girince durdu. İçerideki kalabalık gürültüsünün gerçek olmadığını anladı. Duvar dibindeki bölmelerde gizlenen insanları saymazsa tek müşteri kendisiydi çünkü. Az sonra barın arkasındaki televizyonda bir futbol maçının olduğunu gördü. Bar taburelerinden birine geçip izlemeye koyuldu.
“Beşiktaş-Galatasaray” dedi barmen gülümseyerek.
“Türk takımları” dedi Harry.
“Evet” dedi barmen. “İlgili misiniz?”
“Pek sayılmaz.”
“Daha iyi. Zaten tam bir delilik. Türkiye’de misafir takımı tutuyorsanız ve olur da kazanırsanız birileri sizi vurmadan hemen eve gitmek zorundasınız.”
“Hımm. Din ya da sınıf farkı yüzünden mi?”
Barmen kadehleri parlatmayı bırakıp Harry’ye baktı. “Hayır, kazandığınız için.”