Başka çarem yokdu,arkamı döndüm ve giysilerimi çıkarmaya başladım;önce gömleğimi sonra bez askılarla tutturulmuş pantolonumu.
Her şeyi yere attım ve yalvarırcasına döndüm ona. Hiçbir şey söylemedi, ama gözleri dehşet ve isyanla doluydu.Yediğim dayaklardan kalan izleri,yaraları ve kabukları görmesini hic istemezdim,ama gördü.
"Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş.
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..."