Erdal Sarızeybek
*
Barzani deyince..
*
İsrail Filistin çatışmaları da başlayınca aklıma geldi yazayım dedim..
*
Yıllar öncesi..
*
Kamuran Ali Bedirhan, Osmanlı’da Cizre/Botan Emiri Bedirhan Bey’in torunu, Emin Ali Bedirhan’ın oğludur.
*
60’lı yıllarda Barzani’nin Avrupa’daki sözcüsüydü.
*
İstihbarat işlerinin uzmanıydı.
*
Birinci Dünya Harbi ve sonrasındaki süreçte, İngiliz casusu Binbaşı Noel’in zamanı Major rehberi ve tercümanı olarak çalışmıştı.
*
Durum bu.
*
Bu Noel yine Bedirhanlarla birlikte Mustafa Kemal Paşa’ya tuzak kuran Ali Galip vakasındaki Noel’dir.
*
Aradan yıllar geçti, Şalom Nakimon isimli bir Yahudi yazar Kamuran Bedirhan’ın Mossad ilişkilerine ulaştı ve bir ‘ajan’ olduğunu açıkladı.
*
İşte o açıklama:
*
‘Kod adı Yolcu’duydu ve Mossad’dan ayda 50.000 Filistin Lirası alıyordu.
*
Klasik anlamda bir casus değildi. Ancak İsrail’in teklifiyle hassas siyasi işler yapıyordu ve Kürt mücadelesi için İsrail’den yardım alacağını düşünüyordu.
*
1 Nisan 1963’te İsrail’e giden Kamuran Bedirhan, Başbakan David Ben Gurion, Dışişleri Bakanı Golda Meir ve Mossad başkanıyla da görüştü. Bedirhan, İsrail’in teklifiyle daha başka siyasi görevler de gerçekleştirmişti. Ancak her sebepten ise bu görevler hala gizli tutuluyor.
*
Veryansın TV Yıldırım Koç yazdı…
*
Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye’ye özgü bağımsızlıkçı, milliyetçi ve demokratik sosyalizm modelini, Şevket Süreyya Aydemir’in “sosyalizme yönelik kapitalist olmayan yol” stratejisini, Sovyetler Birliği’nin dönem dönem değişen dış politikasını ve eski TKP’nin Sovyetler Birliği’ne bağlı ve bağımlı çizgisini anlayabilmek için, çeşitli kişi ve örgütlerin sömürge ve yarı-sömürgelerdeki anti-emperyalist mücadeleye yaklaşımı öğrenmek gereklidir.
*
Mustafa Kemal Paşa ve Şevket Süreyya Aydemir ile Sovyetler Birliği ve eski TKP arasındaki temel farklılık bu noktadan başlamaktadır.
*
İşin ilginç yanı, Sovyetler Birliği’nin Marks’ın sömürgelere ilişkin son dönem beklentilerini dikkate almaması; buna karşılık Mustafa Kemal Paşa’nın zaferlerinin ve Şevket Süreyya Aydemir’in önerilerinin bu doğrultuda olmasıdır. Marks’ın sömürge halklarının zaferi konusundaki beklentisini gerçekleştiren Mustafa Kemal Paşa olmuştur.
*
Sosyalist harekette sömürgeler konusuna ilk kapsamlı yaklaşım Marks ve Engels’in yapıtlarındadır.
*
Marks değerlendirilirken, onun sömürgelerdeki devrimci mücadeleye verdiği büyük önem genellikle bilinmez. Avrupa’da devrim beklediği; devrim olmayınca da yanıldığından söz edilir. Halbuki hayatının son döneminde devrim umudunu bağladığı yerlerden biri sömürgelerdir. Bu nedenle, Marks ve Engels’in bu konuya yaklaşımında geçirdikleri dört evre kısaca özetlenecektir. Marks’ın dördüncü evrede vardığı nokta, Avrupa’da devrim beklentilerinden vazgeçip, umutlarını iç savaşı sona erdirmiş olan A.B.D., Çarlık Rusyası ve sömürgelere bağlamasıdır.
*
Sovyetler Birliği ise sömürgelerdeki mücadeleyi hep emperyalist ülkelerdeki işçi sınıfları üzerindeki etkileri ve Sovyet dış politikasına katkıları açısından değerlendirdi.
*
Marks’ın kafasındaki devrim