Yavuz Selim Han'a Saygılarımla
Hiç kimseyi sevmedi.
Ne bir kadına âşık oldu,
Ne bir dosta yumuşadı.
Tahtları yıktı, şehirleri susturdu.
“Ben kimseye eğilmedim.
Ama senin kapında hizmetkârım, ya Rab.”
Yavuz ile II. Bayezid Arasındaki İlişki: Derin ve Tehlikeli Bir Yarık
1. Başlangıçta Saygı Vardı, Ama Hayranlık Yoktu
Yavuz, babasına saygı duyardı, fakat hiçbir zaman hayran olmadı.
Çünkü babası Bayezid:
Savaşmayı değil barışmayı,
Cihanı değil huzuru,
Tahtı değil inzivayı severdi.
Yavuz’un gözünde bu bir zayıflıktı.
Onun gözünde hükümdar, ya hâkim olurdu ya da hükmedilirdi.
2. Oğul, Babasını Tahttan İndirdi
1511’de Şehzade Ahmed isyanı çıkınca, II. Bayezid ağır ve yavaş davrandı.
Yavuz ise ordu desteğini arkasına aldı, hızla Edirne’ye yürüdü.
Ve sonra o an geldi:
Yavuz babasına şöyle dediği rivayet edilir:
> "Siz, padişahlıktan daha çok dervişliğe meyilsiniz; öyleyse bırakınız taç ve tahtı ehline teslim ediniz."
O sözde ne bir sevgi, ne de bir gözyaşı vardı.
Sadece keskin bir soğukkanlılık.
3. Bir Baba, Bir Evlat Tarafından Sessizce Gölgede Bırakıldı
Bıçak Sırtında Yürüyen Adam” Olmak Ne Demekti?
Yavuz için güç her şeydi ama o gücün bir bedeli vardı:
Yakınlık duygusu tehlike demekti.
O yüzden kimseye çok yaklaşmadı, kimsenin gözyaşına tam inanmadı, kimse de onunla güvende olmadı.
Oğluna bile soğuktu. Sarayda onun yürüdüğü yerlerde sessizlik olurdu, nefesler tutulurdu.