Umarım bu kitabı okuyup da demek her şey böyle başlamış, ensestin özü buraya dayanıyormuş inancına kapılma kimse. Zira değişen toplumun değişme özelliği üzerinden birçok şeye verilen ad, kutsallık...konularının aslında toplumsal yapının zamana, teknolojiye, politikaya göre şekillendiğini belirten bu ve benzeri araştırmacıların en büyük hatası bu olurdu. Evrensele ulaşmak.
Arkeoloji-Antropoloji-Sosyoloji alanında çalışma yürüten nam salmış birçok yazar, çalışmalarını Avustralya, Polinezya gibi yerlerde yürüttüler. Onlara göre buralarda yaşayan toplumlar, kabileler, klanlar on dokuzuncu yüzyıla kadar yaşam biçimlerini değiştirme işleri. Yine bu araştırmacı yazarlara göre insanlık tarihi; İlkel, barbar ve uygar olarak tek bir çizgide ilerlemiştir ve Avustralya, Polinezya yerlileri günümüze yakın bir tarihe kadar henüz İlkel veya barbar olma özelliklerinden sıyrılamamışlardır. İşte ilk ve en büyük hataları burada başlıyor.
Bu kitabın yazarı Emile Durkheim, benzeri çalışmalar yürüten ve yine Durkheim gibi masa başı teorisyenleri olan Freud ve Frazer için elde edilen raporlar kutsal derecesinde hatasız olan raporlardır ve bu raporlara göre teoriler üretmek onlar için kesinlikle olanı, doğruyu anlatmak veya yazmaktır. İkinci büyük hata da burada kendini gösteriyor. Elde ettikleri raporlar neye kıyasla kesin yargılardır bilinmez.
Freud ve Frazer bir başka konu. Bizim derdimiz şu an Durkheim. Sosyoloji alanında büyük çalışmaları olan bir düşünür olduğu inkar edilmese de bu çalışmasında ismini yerlerde gezdirecek teorilere sahip. Ensest yasağının Kökenleri i anlatırken aynı toteme mensup olmakla evlenmemek yani bu toteme mensup olmakla bu Totemdeki karşı cins bir başka bireyle Cinsel ilişkiye girmemek ensest yasağının kökenini oluşturur ama Durkheim zamanında dahi ensest