Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayvanlardan Tanrılara Tanrılardan Bilime ....
Başlığa bakarak çok fazla aldandığımı söyleyebilirim. Tamamen evrim üzerine homo sapiensler’den, Neandertal’lerden ibaret olduğunu sandığım bir önyargı geliştirmiştim kitaba karşı. Bu düşündüğüm şey sadece bir bölümlük bir şeyden ibaretmiş. Kitap: Geçmişten günümüze insanlıgın nasıl bir yol kat ettiğini anlatıyor. Taş devrinden önce bilinmeyen yüzyıllardan başlayıp günümüze kadar devam eden insanoğlunun tarihini, bilimsel verilere dayanarak birazda yazar kendi penceresinden bakarak yorumladığı bir eser olmuş. Yerleşik hayata geçişimizden ,Yazının buluşuna, Paranın icadından, İmparatorlukların kuruluşuna, Dinlerden, Bilimsel ilerlemelere kadar bir sürü şeyden bahsediyor. Bu sürelerde hayata karşı bakış açımızın nasıl değiştiğini ? Büyük atılımların nasıl gerçekleştiğini? Bazı gelişimlerin birbirinden ayrı düşünemeyeceğini, biz insanları bir arada tutan şeyin kendi kafamızda yarattığımız olgular sayesinde olduğu gibi. Özellikle bu konu üzerinde çok duruyor ... 2 gün gibi bir sürede 400 sayfayı okudum. Kitap sürekli bir merak duygusu yaratıyor. Yazarın dili de su gibi akıcı geliyor. Sıkıldığım yerleri hatırlamıyorum. Sadece Dinleri ele aldığı bölümü biraz daha uzatsaydı diye düşünmedim değil. Yine de kitabı beğenmem yazarın her düşüncesini doğru bulduğum anlamına gelmiyor. Ne de olsa doğru bilgiye ulaşmak mümkün değildi degil mi ?
“Şato karanlık, kahramanlar uykudaydı. Dünyanın henüz tepsi gibi dümdüz olduğu o günlerde, insanlar hep kenardan düşeceklerinden korkar, bununla ilgili korkulu rüyalar görürlerdi.” Alabor ise bu korkulu rüyayı , yaşlandığı zaman görmeye başladı.
Bu hikayeyi okuduğumda, hep aynı şeyi düşünürüm. Bu hikaye sadece Alaborun hikayesi olarak kalıp, gereksiz ayrıntılara boğulmasaydı diye... Ölüme karşı gelen bir insan, bir kral, yani Alabor. Eski devirlerde, kadim zamanlarda Kral’ın en ufak bir yaşlılık belirtisi göstermesi halinde öldüren bir ülke. Kral olana kadar bu töreyi çok mantıklı bulan bir adam. Ta ki yaşlılık belirtisi gösterip sıra kendisine gelince Kalkanını, kılıcını kuşatarak ölüme karşı gelişinin serüveni. Bu yol Tanrı’larla, bandooloplar ve kokularla dolu. Dr. Abraham Twerski’nin İstakozların büyümesi ile ilgili verdiği örnekte olduğu gibi; ıstakozların büyümesine sebep içinde oldukları kabukların onlara dar gelmesi ve kabuklarını kırarak büyümeleri ve bunun döngü halinde sürüp gitmesi. Istakozun büyümesine sebep olan kabuğun onu rahatsız etmesi. Tıpkı ölüm düşüncenin bizim kral Alabor’u rahatsız etmesi gibi. Alabor’un yolu ise kokudan geçecektir.