İki insan arasında hep tek yol var sanıyordum o güne kadar. Sen birine kendini ne kadar yakın hissedersen o da sana o kadar yakın hisseder. Oysa hissedilen yakınlık başkaydı, gerçekte olan başka. İki insan arasında her zaman iki yol vardı. Sen onu yanında sanırken o seni köprülerin ardından izleyebilirdi. Herkes kendi aklının içinde yaşıyordu. Ve gerçeği bilemezdin. Neredeyse hiçbir zaman...
Kendimi yoklukla tanımlamayı bıraktım. Bedenimden “sorun" sözcüğüyle söz etmiyorum. O hikâyeyi yaşamayı ve yazmayı bıraktım artık.
Çevremize bakındığımız, kendi dengemizi bulduğumuz, bulunduğumuz yerden görünen manzaranın keyfini çıkarmaya başladığımız an bu.