Evvel zaman içinde, hiçlik mertebesinde hiç kimse hiç kimseyken. Peri padişahının kızı henüz masallarda anlatılırken, bir de ben âlemin en ufak zerresiyken sen çıkagelmiştin rüyalarıma.
Bitti dediğim her ne varsa yeniden başlamıştı o anda. Alabildiğine tozpembe olmuştu sokaklar boydan boya. Çiçekler açmıştı yeniden kuruyan tüm ağaçlarda.
Fakat yine de eksikti bir şeyler, bir şeyler galiba... Sanırım düşlerdeki o büyülü dünya, o kanış, o inanış hepsi palavra. Zaten değil mi ki hayat ‘bir varmış bir yokmuş’ diye başlayan koca bir mavra!
Sahi ya; sen bilir misin malihulyalardan medet ummanın ne demek olduğunu? Sonra her gecenin sabahında umduğunu bulamamanın nasıl koyduğunu!?
Hâlbuki düşlerimin tabiri değildi umulmaz bir yâre düşmek. Oysaki şimdi düştüğüm yerden ne mümkün tekrar kalkabilmek.