Merhabalar,
Kardeşini Doğurmak ve Yıkanmak İstiyorum kitaplarından sonra her şeye olan bakış açım değişti neredeyse. İnsan hiç okuduğu birkaç kitap sayesinde olgunlaştığını ve büyüdüğünü hissedebilir mi? Ben bu üç kitap sayesinde hissettim. Acı gerçekler... Sanırım bu üç kitabın maalesef ki ortak yanı bu. Okurken iki kitapta ne kadar ağladıysam burada tam tersine omuzlarım dik bir şekilde okudum. Onlar bunları biz kadınlara yaşatırken utanıp üzülmediler. Ben neden okurken harap oluyorum? Acı verici tamam da, neden acısını çeken hep biz kadınlar oluyoruz?
Çok sorguladım, belki de hatamız sanırım burada başlıyor. Sorgulamak ile yetinmek en büyük hatamız. Ve bu kitapta bunun yeterli olmadığını fark eden kişilerin gösterdiği mücadele anlatılıyor... Neden suçu kadınlarda arıyorlar? Neden tüm suçlular kadınlara (Daha bebek olan kadınlara) "Beni tahrik etti," sözüyle suçlamalarda bulunuyorlar? Bizi neden bu kadar ötekileştirmiş bir şekilde güçsüz gösteriyorlar? Bu Ortadoğu'da neden her zaman suçlular kadınlar?
Okurken o acıyı en derinden hissettim, o kadar ağır geldi ki kızımızın feminist olduğu için başındaki türbanı çıkarması... Yanlış anlaşılmasın, başına onu takan zaten kız değildi. Ortadoğu'da kadın diye bir tabir yok. Köle var, bunu okuyanlar fark etmiştir. Sanırım sadece okuyanlar değil haberleri azıcık açıp izleyenler bile fark etmiştir. -ki fark edilmeyecek gibi de değil- Kadını o kadar güçsüz kılmışlar ki 23 yaşındaki bir kadının dışarı çıkabilmesi için 14 yaşındaki erkek kardeşiyle beraber dışarı çıkması gerekmekteydi... Bu nedir yani? Sahipler köpeğini dışarı çıkarır ve gezdirirken, bu kadınlara yapılan tavır da neydi şimdi? Bir hayvandan ne farkımız kalmıştı şimdi?
Susmadık, susmak bizim neyimize gerçi? Susup da ne yapacağız? Birer köpekten farkımız olmayışına mı sevineceğiz
Merhabalar,
Hamide
Nuray
Sadece (L)
Ayşe
Türkan
Hüsnüye
Gülten
Sevim
Gülçin
Yeninur
Şenay
Merve
Öğretmen
H. G.
Leyla Bozacı
Nazlı Top
Ayşe Zeybek Güzel
G. T.
M. A.
G. A.
Zeynep A.
Ve daha ismini duymadığımız, hâlâ kimseye söyleyemeyen, içine atıp saklamak zorunda kalan belki daha onlarca isim...
Evet, okuyup unutulan birçok kadınımız...
Tecavüz, taciz nedir biliyoruz hepimiz. Bazıları ise daha bunları bilmeden, öğrenmeden bunlara maruz kalmış. Sonradan anlayabilmişler olanları. Gidip ailelerine bile söyleyememişler. Çünkü teker teker baktığımda bu isimlerden herhangi birinde bile hiçbir aileye gerçek anlamda "aile" olduklarını söyleyemem. Hepsinin ortak yanı neredeyse bu. "Babamla hiç samimiyetimiz olmadı, annemden korkardım," gibi ifadelerle başlıyor hayatını anlatmaya.
Belki de buradaki ebeveynlerden en azından biri gerçekten de anne/baba olabilseydi bunlar yaşanmazdı. Kimse geçmişine bu kadar kötü bakmazdı, kimse yaşayamadığı çocukluğu yüzünden utanmazdı.
Tecavüzcülerin yanında bilip de sessiz kalan, kulaklarını tıkayan ve görmezden gelen ebeveynler de suçlu! Çünkü;
Merhabalar,
Hamide
Nuray
Sadece (L)
Ayşe
Türkan
Hüsnüye
Gülten
Sevim
Gülçin
Yeninur
Şenay
Merve
Öğretmen
H. G.
Leyla Bozacı
Nazlı Top
Ayşe Zeybek Güzel
G. T.
M. A.
G. A.
Zeynep A.
Ve daha ismini duymadığımız, hâlâ kimseye söyleyemeyen, içine atıp saklamak zorunda kalan belki daha onlarca isim...
Evet, okuyup unutulan birçok kadınımız...
Tecavüz, taciz nedir biliyoruz hepimiz. Bazıları ise daha bunları bilmeden, öğrenmeden bunlara maruz kalmış. Sonradan anlayabilmişler olanları. Gidip ailelerine bile söyleyememişler. Çünkü teker teker baktığımda bu isimlerden herhangi birinde bile hiçbir aileye gerçek anlamda "aile" olduklarını söyleyemem. Hepsinin ortak yanı neredeyse bu. "Babamla hiç samimiyetimiz olmadı, annemden korkardım," gibi ifadelerle başlıyor hayatını anlatmaya.
Belki de buradaki ebeveynlerden en azından biri gerçekten de anne/baba olabilseydi bunlar yaşanmazdı. Kimse geçmişine bu kadar kötü bakmazdı, kimse yaşayamadığı çocukluğu yüzünden utanmazdı.
Tecavüzcülerin yanında bilip de sessiz kalan, kulaklarını tıkayan ve görmezden gelen ebeveynler de suçlu! Çünkü;