Yaşıyorum ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabilelerin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bayram, bir şenlik olacak; çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.
- Beni neden burada tutuyorsunuz?
+ Hasta olduğunuz için.
- Evet, hastayım. Ancak siz de biliyorsunuz ki onlarca, hatta yüzlerce deli özgürce dışarıda dolaşıyor, çünkü cehaletiniz yüzünden onları sağlıklı olanlardan ayırt edemiyorsunuz.
"+Nasıl olduğunuzu öğrenmek ister misiniz?
-Nasıl olduğumu zaten biliyorum. Ve gövdemde sizin gördüğünüz değişikliklerle hiç ilgisi yok olanların. Olan her şey ruhumda oluyor."
"Onunla alakalı olmayan ne var ki zaten? Onu anımsatmayan ne var ki? Başımı eğip şu zemine baksam, taşların üstünde yüzünü görüyorum. Her bir bulutta, her bir ağaçta onu görüyorum... Geceleri havayı o dolduruyor, nefesim oluyor. Gündüzleri baktığım her şeyde gözüme o görünüyor. Onun hayali her yanı sarmış halde. Sıradan insanların yüzleri, kadın ya da erkek, hatta kendi yüzüm bile onunkine benziyormuş gibi geliyor."