“Bir çocukluğu bir sevince dönüştürür insan çoğu zaman,bu sevinci yıkmak kötü bir şeydir,hele onu sürdürüp de duyanı daha sevinçli kılmak olanaklıyken.”
Bu öykü geliyordu aklıma,ben de bu kadın için acı çekmek isterdim,beni fazla çabuk kabul etmesinden,uzun bir bekleyiş ya da büyük bir özveriyle ödemek istediğim aşkı fazla çabuk vermesinden korkuyordum. Biz erkekler böyleyizdir;düşlerin duygulara bu şiiri bırakması,bedenin isteklerinin de ruhun düşlerine bu ayrıcalığı vermesi çok güzel bir şeydir.
Alphonse Karr’ın Am Rauchen adlı kitabında, bir adam çok şık bir kadının ardına düşer bir akşam, ilk görüşte vurulmuştur ona,öylesine güzeldir. Bu kadının elini öpebilmek için,her şeyi göze alabilecek gücü,her şeyi fethedebilecek istemi,her şeyi yapabilecek gözüpekliği duyar içinde.O bu kadını elde edebilmek için neler yapabileceğini düşünürken, kadın onu bir sokağın köşesinde durdurur,evine gelmek isteyip istemediğini sorar.
Adam başını çevirir,sokağın öbür yanına geçer,
hüzün içinde evine döner.