Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: benim ben, diye.
Kadı bu hareketinin, bu sözlerinin edebiyat tarihinin en iyi saklanmış sırlarından birine yol açacağını bilebilir miydi? Ömer Hayyam’ın o muhteşem şiirinin dünya tarafından keşfedilmesi, Rubaiyat’ın tüm zamanların en özgün eserlerinden biri olarak baş tacı edilmesi, Semerkant yazmasının tuhaf yazgısının öğrenilmesi için tam sekiz yüzyıl beklemek gerekeceğini tahmin edebilir miydi?
“Olmadığınız bir şeyi hedeflerseniz, başarısızlığa mahkumsunuz. Kendiniz olmayı hedefleyin. Kendiniz gibi bakmayı, davranmayı ve düşünmeyi hedefleyin. Kendinize en sadık versiyonunuz olmayı hedefleyin. Kendiniz olma haline kucak açın. Kendinizi onaylayın. Sevin. Bunun için çok çalışın. İnsanlar sizi küçümsediğinde ve sizinle alay ettiğinde, onlara kulak asmayın. Dedikodu çoğu zaman üstü örtülü bir kıskançlıktır. Oyalanmayın. Direnme gücünüzü koruyun. Yüzmeye devam edin…”