Hayatı boyunca "Köklerinizden kopun, her şeyi
reddedin" diyen Nietzsche'nin doğduğu yer ile öldüğü yer arasında 30 metre mesafe vardır. İlginçtir, hayatı boyunca seyyah gibi ülke ülke gezip hiçbir şeyin özgürlüğüne zincir vuramayacağını - düşünen bir adamın, başladığı yere geri dönmesi. Nietzsche'ye göre kalp ve duygu dediğimiz şey, zihnin zayıf tarafıydı. Bu yüzder "Sert ve acımasız olup, acıma hissini unutun. Çünkü kötülük insanın en büyük gücüdür." diyen ve merhameti gülünç bulan bir adamdı Nietzsche. Fakat bir sabah Turin'deki otelinden çıktığı sırada kırbaçlanan bir atı gördüğünde merhametine yenik düşmüş ve atın boynuna sarılıp attan ağlayarak özür dilemişti. Ve diğer tezatta üst insan felsefesinden gelmişti. Umut etmenin işkenceyi uzattığını, insanoğlunun yalnızca gerçekleri kabul edip, soyut kavramları bırakmasını öğüt etmiş ama bu saf ve derin nihilizme kendi bile dayanamayacağı için en sonunda üst insan felsefesini ortaya koymuş ve insanların bu umuda tutulmasını istemişti. Kendisi ile savaşan bir adamdı Nietzsche. "Ben bu kulaklara göre ağız değilim" demişti bir kitabında. Kendi söylediğini ancak kendisinin işitebileceği ironik bir noktaya gelmişti artık..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanın birkaç yüzyılda keşfedip hala yüzleşmeyi reddettiği şudur ki: hayvanlarla akrabadır. İnsan; düşünen, organize olan, alet üreten,bilgiyi nesilden nesile aktaran hayvandır.
“Bir cümle söyleyebilmek için -o da çoğu kez yalan- koca kitaplar yazılıyordu. En azından kapaklarına
"Bu kitap bilmemkaçıncı sayfadaki o sarsakça cümleyi söyleyebilmek için yazılmıştır" diye bir not düşülebilirdi. Böyle olmayınca, kitabın anlatmak istediği saçmalık yüzlerce sayfanın arasına gizleniyor; ne yazan ne de okuyan, bunca kalabalığın arasında aradığını bulabiliyordu.
“Herkesin doğumundan itibaren inşa etmeye çalıştığı bir bina vardır. Yığarlar tuğlaları üst üste, yalan yanlış, eğri, fark etmeksizin. (Düzgününü de görmedim.) Geri çekilip baktıklarında gurur duyarlar. İşin tuhafı, herkes de hayrandır. Onun da oldu tabii; ama nereden bakarsa baksın, beş altı tuğladan fazlasını göremiyordu. Bazen galeyana gelip, yedi sekiz tuğla birden koyduğu da oluyordu; ama akşama kalmadan hepsini deviren yine kendisi oluyordu. ”