Simgovsky

İnsanlar yalnız yaşayamazlar ne de olsa; bir başına kalmak tutsaklıkların en beteridir! Çevremizde insanların bulunmasına ihtiyacımız var. Karşılıklı yardımlaşabilmek, birbirimizle rekabet edebilmek, birbirimizi birer bileği taşı gibi kullanıp zekamızı keskinleştirebilmek için.
Reklam

Simgovsky

, bir kitap okudu
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2022 32. kitabı
İskender Pala
7.6/10 · 2.741 okunma
"Ormus: Diğer adı manna. Epifiz bezini aktive eden gi zemli iksir!" Ormusu masonlar vesilesiyle biliyordu. Otuzuncu derece ve yukarısı masonların kullandığı, pek çok siyasetçi, iş adami ve patronun ilerleyen yaşlarına rağmen dinç ve zindeliklerini sağlayan mono atomik maddeydi. Kupürde yazdığına göre altın elementinden elde edilen yüksek iletkenli beyaz bir tozdu. Peki ama hocanın söylediği çiy tanesi bir toz değildi ki? Bunu sormayı düşündü, gerek kalmadı: "Menne toz hâldeki isir maddesindendir. Sina Çölü'nde esen rüzgârlarla taşınıp çiy tanelerinde saklanır." Hocanın dediğinden sonra haberi daha dikkatli okumaya devam etti. Ormusun diğer isimlerini yazıyordu: Manna, Beyaz Altın Tozu, Orme, Mu-anna, Shemanna, Felsefe Taşı, Cennet Taşı, Ruh Molekülü, Kolloidal Gümüş Suyu... Haberin "Altın atomundan ibaret bu büyük iksir, epifiz bezine etki ederek insan algılarını açıyor!" kısmını okuduğunda hoca aksini söyledi:
"Yani akıl işi... Peki kim kalbin akıldan daha önemsiz olarkasındaki sebebi bilir." duğunu söyleyebilir ki? Sana evrendeki düzenin tıpkı kan dolaşımı gibi kalbi esas aldığını, her şeyin kalple anlaşılabileceğini, evreni açıklamak için aklın yetersiz kalacağını ama kalp ile yapılan yükselişlerin kâinattaki düzene uyum sağladığını nasıl anlatmalıyım, bilemiyorum. Aklınla sihirbazlık düzenekleri kurabilirsin ama kalbinle sihir yapabilirsin. Akıl bir depremin rakamsal şiddetini ölçebilir ama kalp rakamın neden öyle takdir edildiğine vâkıf olur. Akıl sahnelenen oyunu izah eder; kalp oyunun yazarını anlamanın peşindedir. Akıl hadiseleri açıklar, kalp ise hadiselerin perde
"Hani belki biliyorsun, eski Mısır'da Firavunlar ve soylular taş bir tabuta girer, az miktarda sebze ve menne ile kırk gün beslenirlermiş. Eğer menne kalbe kadar inerse kişi bast-1 zaman ve tayy-i mekâna erer, ruhanilerle irtibata geçmeye başlarmış. Kur'an'da Hz. Musa'nın, kavmini kırk yıl Sina Çölü'nde gezdirdiği yazılıdır ya. O kırk yılın yiyeceği selva denilen bıldırcın eti, içeceği de menne diye düşünülür. Muhtemelen Hz. Musa İsrâiloğullarını menne çalılarının dizilimine göre hareket ettiriyor ve onları her gün bir sonraki çöl gülüne ulaştırıyordu."
Reklam