amiyane bir tabir kullanıyorum; nicelik açısından sen orta değerdesin. Sözgelimi, dışa dönüklük/içe dönüklük puanın 49, 1'di. Yani 0,9'luk bir farkla daha içe dönük bir insansın. Bunda da bir tuhaflık yok. Asıl tuhaflık, bu allahın belası örüntünün her yerde, ne kadar test varsa hepsinde tekrar tekrar karşımıza çıkması. Sana yapılan testlerin hepsini bir grafikte toplayacak olsak, 50'ye, yani tam ortaya cuk diye oturuyorsun. Örneğin baskınlık, sanırım o testte 48,8 çıkmıştın. Ne baskın, ne teslimiyetçi. Bağımsızlık/bağımlılık testi desen, yine aynı. Ramirez ölçeğinde yaratıcılık/yıkıcılık desen, aynı. Ya ikisi birden, ya hiçbiri. Ya, ya da. Karşıt bir ikili, bir kutupsallık olduğunda ortada yer alıyorsun; bir ölçek olduğunda da tam denge noktasında. Bir taraf diğerini öylesine kusursuz bir şekilde götürüyor ki, bir bakıma hiçbir şey kalmıyor geriye. Şimdi, Tıp Fakültesi'nden meslektaşım Walters bu sonuçları benden biraz farklı değerlendiriyor; ona kalırsa sendeki sosyal başarı eksikliği, bütüncül uyumunun bir sonucu, artık ne demekse bu. Ve benim kendini hükümsüz kılma olarak gördüğüm şey de ona göre tuhaf bir terazilenme, bir öz-uyum hali.