Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
@Simurg39
Leyla Yolalan
Puan vermedi·136 syf.··
2026 5. kitabı
Bir Aşk, 2025’te tanıştığımız İspanyol yazar Sara Mesa’nın bir taşra kasabasına taşınan Nat’in adını koyamadığı duygularının romanı. Romanda Nat’in kasabada tanıştığı, kasabalıların Alman adını taktıkları Andreas ile yaşadıklarını okuruz.Nat, bir çevirmen, Andreas ise Kuzay Iraklı bir anne ile Alman bir babanın oğlu. Hiç de romantik olmayan bir istekle başlayan ilişkileri, Andreas’ın aralarındaki bağı önemsememesi, yaşadıkları özel anları sıradan bir şeymiş gibi yorumlaması Nat’i çok yaralar. Nat, Andreas’ın”Gerçekler sana yetmiyor mu? Neden her şeyi yorumlaman gerekiyor? Nereye varmaya çalışıyorsun? “ türünden manipülasyonlarına dahi ses çıkaramaz hale gelir. Andreas’la hiç bir duygu derinliği yaşayamaz Nat. Kişiliğinin içinin tamamen boşaltıldığını ve Andreas tarafından işgal edildiğini düşünen Nat, yine de Andreas’a karşı itaatkardır. Onu kaybetmekten tuhaf bir korku hisseder. Ancak Andreas Nat’a hiçbir şey vermez, Nat’in canını çok acıtan cümlelerden başka. Nat’ın kasabada gerçekten konuşabildiği tek kişi Piter’dir. Ev sahibi ve kasaba sakinleri , Nat ile sağlıklı bir iletişim kurmazlar. Sara Mesa Bir Aşk romanında, kadını ve kadın kırılganlığını merkeze alan, sessiz ama güçlü bir anlatı oluşturur. Yazar, olaylardan çok duygusal gerilimlere odaklanarak okuru Nath’in iç dünyasına yakınlaştırır.Mesa’nın dili yalın ve doğrudandır. Diyalogların azlığı, sessizlikleri daha derin hâle getirir. Söylenmeyenler, metnin gerilimini taşıyan asıl unsura dönüşür. Kadının iç dünyası,utanç ve sınır ihlalleri, yargılayıcı olmayan ama rahatsız edici bir açıklıkla ele alınır.Bu bakımdan Bir Aşk okuru rahatsız eden, sorgulamaya zorlayan bir roman.
Roman
Bir AşkSara Mesa · Sel Yayıncılık · 2025255 okunma
Reklam

Leyla Yolalan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·141 syf.··
2026 4. kitabı
Buket Arbatlı
7.4/10 · 176 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi·141 syf.··
2026 4. kitabı
Erkeklere Her Şey Anlatılmaz, birbirinden ilginç on altı öyküden oluşuyor. Öykülerin çoğunda iç dünyalarındaki çatışmalarla mücadele eden kadınlar var. Bu kadınlar bireysel yalnızlıkları ve bastırılmış duygularıyla kırılgan, içe dönük, bir arayış içinde olan kadınlar. Buket Arbatlı, bu kadınların iç dünyalarını, karanlıkta kalmış arzularını ve suskunluklarını başarılı bir şekilde dile getiriyor. Sevdiğim birkaç öyküyü şöyle sıralayabilirim: “Yalnızlık Öldürür” öyküsünde, boşanmış bir kadının yalnızlığını parayla tutulmuş bir erkekte unutmaya çalıştığını görüyoruz. Okurken derin bir boşluk hissi uyandıran öykü, yalnızlığın insanı içten içe nasıl kemirdiğini anlatıyor. “Yeryüzü İnsanları” öyküsünde şizofren ruhlu bir piyanist olan İlker’in takıntılarını, iletişim halinde olduğu tarikat üyelerini ve kız kardeşiyle ilişkisini okuruz. “Elimi Tut”ta , evlere temizliğe giden, tek hayali Bodrum’daki kulüplerde dans etmek olan nahif, güzel kalpli zenne İsmail ve yanında çalıştığı Seniha Hanım’ın öyküsü var… “Kumrular” bence kitabın en sıra dışı öyküsüydü.Yine yalnız bir kadının öyküsü. Serpil’in kuşlarla kurduğu ilişki okura başlarda tuhaf gelir, sonra da ürkütücü bir hal alır.Yazar burada, normalin sınırlarını zorlayarak yalnızlığın ne kadar derinleşeceğini gösteriyor adeta. “Abdullah Aşçı’yı Aramak” boşandıktan sonra büyükbabasının evine dönen kadının, büyükbabasının kardeşi yazar Abdullah Bey’in kayıp romanının izini sürdüğü duygusal bir hikaye. Kitaba adını veren “Erkeklere Her Şey Anlatılmaz” etkileyici ve bir o kadar da ilginç bir öykü. Boşanmış bir kadın Mira’nın öyküsü. “Yaya”sının( Ermenicede nine) ısrarıyla Raif ile buluşmaya giden Mira, sırları olan bir kadındır. Raif, bunları öğrenecek midir? Yaya, şöyle der bu konuda Mira’ya:”Söylemezsen duymaz…Erkeklere her
Edebiyat
Erkeklere Her Şey AnlatılmazBuket Arbatlı · Sel Yayıncılık · 2020176 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi·208 syf.··
2026 3. kitabı
Bahçıvan ve Ölüm, modern Bulgar edebiyatının en önemli yazarlarından olan Georgi Gospodinov’un, Hüznün Fiziği ve Zaman Sığınağı romanlarından ve Yokluğun Haritaları adlı şiir kitabından sonra okuduğum dördüncü kitabı.Ölüm ve ölümün nasıl kabullenileceği üzerine uzun uzun düşünmemizi sağlayan bir roman Bahçıvan ve Ölüm. Ölümün bir son değil, hatırlama ve hafıza, varlık ve yokluk, zaman üzerine düşünmek olduğunu hissettiren bir roman. “Aslında bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. Arada fark var” der Gospodinov. Kitap, romandan ziyade bir anı kitabı. Hasta yatağında babası için bir şey yapamadığından suçluluk duyan, babasının acı çekmemesi için dua eden, kelimelere inanan ama ölüm karşısında kelimesiz kalan bir oğulun anıları…Bu bakımdan okurun kalbine dokunan , yürek burkan bir kitap Bahçıvan ve Ölüm. Ancak babanın şu sözleri tuhaf bir ferahlık verir okurun yüreğine: “Korkacak bir şey yok…” Romanda, metinlerarasılık romana dikkat çekici bir hava katmış. Zaman Sığınağı’nın başkarakteri Gaustin’le burada karşılaşmak çok hoştu.” Sadece ölüm ve çocukluk vardır, der Gaustin.” “Gaustin’in dediği gibi, geçmişte zaman tek yönlü akmaz.” Gospodinov, babasının hastalığı süresince geriye dönüşlerle “Babamın stoklarından acilen bir hikayeye ihtiyacım var.” diyerek babasıyla hatıralarını anlatır. Ve siz de ne mutlu stoklarında babasıyla ilgili birçok hikayesi olanlara, diye iç geçirirsiniz. Gospodinov, babasının hastalığını anlatırken bol bol tıbbi terimler kullanır ve şöyle der: “Ölüm Latince konuşur. Şimdiye kadar Latincenin ölü bir dil olduğunu sanırdım. Şimdi ölümün dili olduğunu biliyorum.” Son olarak romanda Bulgaristan’a ait geleneklerin, ritüellerin, geleneksel sözcüklerin, çok canlı bir anlatı atmosferi yarattığını söylemek
Roman
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma