Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
@Simurg39

Leyla Yolalan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·378 syf.·
2026 1. kitabı
İlhami Sidar
8.8/10 · 49 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Leyla Yolalan
Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
Vişnenin Cinsiyeti, postmodern anlatının en güzel örneklerinden biri. Zaman-uzam boyutunun bozulduğu; gerçek olaylar, fantezi ve distopyanın birlikte yol aldığı, heteroseksüelliğe karşı olan karakterlerin yer aldığı sıra dışı bir roman. Roman başlangıçta iki anlatıcının etrafında gelişir. 1600lerin başında adeta bir dev anası gibi tasvir edilen köpekli kadın ve nehirde bulup evlat edindiği Jordan. Jordan roman boyunca ananas figürüdür, kadın da yarı soyulmuş muz. Daha sonra kilise , kraliyet çatışmalarına ve kralın idamına tanık oluruz. Roman, Jordan’ın yerçekiminin olmadığı, zeminin yerinde dipsiz kuyuların olduğu, eşyaların iplerle kirişlere asıldığı evde, olmayan dansçı kadın Fortunata’yı bir ip üzerinde bir anlığına görüp kaybetmesiyle başka bir boyut kazanır. Romanın başka sıra dışı olaylarından biri de Jordan’ın Sözcükler kentine gitmesiydi. Burada insanların ağızlarından çıkan sözcükler gökyüzüne yükselir ve bir bulut oluşturur. Ve bu sözcükleri süpürüp gökyüzünü temizleyen görevliler vardır. Sözcükler bazen silinmeye direnç gösterirler hatta didişen sözcükler tarafından ısırılmış temizlikçiler vardır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında da Jordan ve Köpekli Kadın, Nicholas Jordan ve Çevreci Kadın olarak karşımıza çıkar. Roman, zaman kavramını ele alması bakımından dikkat çekici. Dünyanın hem düz hem yuvarlak olduğunu söyleyen Jordan, şöyle der”Her yolculuk kendi çizgileri içinde bir başka yolculuk gizler. Sapılmayan dönemeç, unutulan acı. Kayda geçirmek istediğim yolculuklar bunlar işte. Yaptıklarım değil de yapmış olabileceklerim ya da belki başka bir zamanda başka bir yerde yapmış olduklarım.” “Gerçek sanatın ölçütlerinden biri , bizi sanatçının bulunmuş olduğu yere götürmesidir. Orası başka, farklı bir yerdir. Ve orda yerçekimi sorunlarından kurtuluruz.
Roman
Vişnenin CinsiyetiJeanette Winterson · Kafka Kitap Yayınları · 20232,190 okunma

Leyla Yolalan

, 2026 okuma hedefini güncelledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
33/60 kitap - %55 tamamlandı
33 kitap okudu
60 kitap
5,8bin sayfa
32 inceleme
2 alıntı
8 günde 1 kitap okumalı.
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Avusturyalı yazar İngeborg Bachmann’ın yazdığı Malină, Ölüm Türleri başlığı altında yazmayı tasarladığı bir dizi romanın ilk bölümüdür. Ve buradaki ölüm türü “aşk”tır.Öncelikle şunu söylemek isterim, Malină okunması kolay bir roman değil. Yazarın da dediği gibi çok farklı biçimlerde okunabilecek bir roman Malină. Bu yüzden okuyan herkesin yorumları da farklı olacaktır. Romanın düzenli ilerleyen bir olay örgüsü yok. Olaylar kabus ve gerçek arasında, bilinç akışı/iç monolog teknikleriyle daha da gizemli bir hal alır. Bachmann’ın dili de parça parça. Dil de bilinç akışı ile adeta savrulur ve anlatıcının travmalarının izlerini okura hissettirir. İlk bakışta roman üç kişi arasında geçen bir aşk hikayesi gibi görünür. Anlatıcı, Malină ve Ivan…Malină ve Ivan, anlatıcının içindeki iki ayrı sesi temsil eden erkek figürleridir.Anlatıcının ,belki de hiç olmayan anlatıcının, ruhunun karanlık köşelerine bir yol açar yazar. Yalnız bu yolculukta okur şu iki şeye sahip olmalı: sabır ve geniş bir hayal gücü.Roman bitince “Ben ne okudum?” hissi uzun süre kafanızda yankılanır. Ve aklınızda da bir sürü soru: Ivan arzu ve tutku muydu; Malină, anlatıcının diğer sesi, sağduyu ve akıl mı? Anlatıcı bu iki kişinin arasında kırılgan bir ses mi? Anlatıcı bir “ ben” değil mi? Ve anlatıcının kaybolması aslında başından beri duyulmayan sesinin susması mı? İşte, bitirdikten sonra cevaplandırılması gereken onlarca soruyla baş başa kalmak isterseniz Malină tam size göre…”Ağlama duvarı var, neden bugüne kadar kimse sevinme duvarı yapmamış?” “Malina’yı hiçbir zaman yitirmeyeceğim, kendimi yitirmiş olsam bile.” “Yaşayacak bir Niçin’i bulunan, hemen hemen tüm Nasıl’lara dayanabilir.” “ Zaman içinden geçebildiğim bir şey değil. Sanki artık o benim içimden geçiyor.” “ Kendi kalbini aldatmanı, aklın
Roman
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025905 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Kırık Rahvan, masalla gerçek arasındaki çizgiyi kaldıran bir kitap.Olay örgüsünün yanında anlatının yürüyüşüyle de dikkat çeken, geçmişin ritmini taşıyan bir dille okura hitap eden bir kitap. Öykü, Hamamcı Basri’nin feci şekilde dövülmesiyle başlar. Ve ilerleyen sayfalarda Basri’nin geçmişini , Noksan Nuri’nin kızı Karanfil’in intikam planlarını, Mecburcu İşmar’ı, Karagözcü Civan’ı, Basri’nin oğlu gemici Canzade’yi, İskarmoz Çelebi’yi, gizemli rüyaları, ölümsüzlük sırrının peşinde olan Medet’i öğreniriz. Yazar geçmişle bugün, gerçekle masal arasında gidip gelerek çok katmanlı bir anlatı dünyası kuruyor adeta. Bununla birlikte olayları ilerletmekten ziyade parça parça vermeyi, farklı yollardan yürütmeyi tercih ediyor. Ve okur her bölümde hoş tesadüflerle tatlı bir şaşkınlık yaşıyor.Karakterlerin farklı öykülerde birbirine dokunması mesela. Ancak bunlar o kadar güzel verilmiş ki bu metni gerçeklikten uzaklaştırmıyor, aksine gerçeği farklı yerlerden bize anlatıyor. Kitabın çok sevdiğim bir tarafı da İstanbul’daki gerçek tarihi mekanların varlığı. (Üsküdar, Ağa Hamamı, Sirkeci Büyük Postane, Silahtarağa Elektrik Santrali,Lângă, İskender Baba Türbesi, Selamsız, Bülbülderesi, Ahırkapı, Sarayburnu…) Gerçek mekanlar, kitabın masalsı yapısına farklı bir tat katıyor. Ve okuma yolculuğumuz boyunca İstanbul hem tarihsel hem de düşsel bir mekan olarak bize eşlik ediyor. Farklı bir okuma deneyimi yaşamak isterseniz Kırık Rahvan güzel bir seçim.
Roman
Kırık RahvanSemih Öztürk · İletişim Yayınları · 2024119 okunma