Leyla Yolalan

Leyla Yolalan
@Simurg39
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Bir süre önce Miras’ını okuyup kalemine hayran kaldığım Norveçli yazar Vigdis Hjört’ten okuduğum ikinci kitap oldu “Annem Öldü mü” Daha kitabın kapağını açmadan tüyleriniz diken diken oluyor zaten adından dolayı. Okudukça da aile içi uzaklaşmalar, hesaplaşmalar, yıllar süren boşlukları doldurma çabası okuru kitaba sımsıkı bağlıyor. Johanna, yıllar boyunca ailesinden uzak yaşamış, kendi kararlarının sonuçlarını taşıyan, içsel yükleri ağır bir karakter. Ailesinden uzaklaşması, kendine ait bir dünya kurması ve babasının cenazesine dahi gelmemesi… Bunlar ailesiyle arasında büyük bir boşluk yaratır. Ama geride bıraktığın her şey bir gün seni çağırır. Johanna da yıllar sonra bu çağrıya kulak verip döner.Roman, geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen kurgusuyla okura hem annenin hem Johanna’nın iç dünyasını anlamaya çalışma imkânı verir; kırgınlıklar, suskunluklar, aile içi gerilimler açığa çıkar.Yazarın dili sade ama duygusal olarak yoğun; her geri dönüşte ailenin içindeki görünmeyen yaşamları ustalıkla aydınlatıyor. Okur, kendini bir noktada hem annenin hem Johanna’nın tarafında buluyor; çünkü hikâye bir taraf seçtirmiyor, aksine anlamaya zorluyor. Bu da romanı güçlü kılan en önemli yanlardan biri. “Miras” ile pek çok ortak noktası olan “Annem Öldü mü” aile içi hesaplaşmaları, aile fertlerinin ilişkilerini ele alması bakımından okurun da kalbine dokunan o görünmez çizgiyi ustaca çiziyor.
Roman
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,778 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Öteki Hayvanlar, 71. Sait Faik Hikaye Armağanı Doğan Hızlan Özel Ödülü ile ÇYDD tarafından verilen Türkan Saylan Sanat Ödülü’ne layık görülmüş bir eser. Kitabın kapağındaki uçurumun başında duran kırmızı fular takmış keçi ötekilerin dünyasına götürmek için okuru bekliyor adeta. “Ötekileri” i ya da “Ötekileştirilmişler”i anlatan öyküleri çok seviyorum. Çünkü zaman zaman herkes hisseder aslında bir “öteki” olduğunu.Derya Sönmez öykülerine okuru da ortak eden bir yazar. Yer yer boşluklar bırakarak okurun tamamlamasını istediği yerler var. Kitabın başındaki “ışığa ve gölgeye” ifadesindeki gölge, belki de bu görünmeyen, gölgede kalan yerler. Bunu keşfetmek için bazı hikayeleri bir kere daha okuyacaksınız belki ama sonunda göreceksiniz ki buna değecek. Bunun haricinde yazarın sinema tutkusunu da öykülerinde görmek mümkün. “Anne! Başının etrafında dolaşan ve sen güldükçe berraklaşan o hafif şey havaymış.Tarkovski” (Yaz Biter) Tüm öyküleri severek okudum ancak, mübadele, göçmenlik, mültecilik, bir yere ait olamama, yabancılaşma temalarının işlendiği Cunda’da Akşam Hazırlığı, Rüzgarın Nefesi yahut Tatilcilere Birtakım Tavsiyeler ve Öteki Hayvanlar öyküleri kalbimde bambaşka bir yer edindi. “”Buralı olmak için en az dört kuşak gerekir” Nah, bu ağacı buraya diken benim, sen değilsin”(Öteki Hayvanlar) “Mübadillere, bir gün mutlaka döneceğim diyenlere…” “Başka bir toprağa köklenemedik.”(Rüzgarın Nefesi yahut Tatilcilere Birtakım Tavsiyeler)
Roman
Öteki HayvanlarDerya Sönmez · Sel Yayınları · 202491 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
“Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu ölmek için yaratılmıştır.” Şehrin Şarkısı, yüz yıllık bir şarkıyı dinler gibi okunan bir roman. Okuruna hem bir şehir hem bir ruhsal gezinti yaptıran; adımların, sokakların ve kelimelerin birbirine karıştığı yolda okurunu yürüten bir roman.Bedii, şiirle yaşayan bir kahraman. Onun için kelimeler sadece bir anlatım aracı değil; bir sığınak, bir felsefe, bir arayış. Yürürken yalnızca bedenini değil kelimeleri de taşır Bedii; her kelimeyi bir zafer, bir felsefe gibi görür. Modern zamanın sıkışmışlığıyla yaralanmış ruhunu kelimelerle onarmaya çalışır. Romandaki felsefi yoğunluk çok dikkat çekici. Yazar Bedii karakteriyle modern insanın varoluş sancılarına dokunuyor; okuru da kendi “iç şehrine” çağırıyor. Her sayfada bir sorgulama, bir kırılma, bir aydınlanma var.Yazar, hem şiirsel bir dil hem metafizik bir derinlik kurarak Bedii’nin ruhundan şehirlere uzanan bir melodi oluşturuyor adeta. Üsküp, Ankara, İstanbul üçgeninde Bedii ve Tuana ile yolculuk yapmak son derece keyifliydi. Ancak romanın sonunda Tuana’nın “Ve kaybolmaya mahkumuz” diye başladığı konuşması çok dokunaklıydı. “Bazen birini sevmenin bedeli , onu kaybetmekten daha ağır olabilir. Biz de kaybettik, Bedii. Birbirimize yaklaştıkça aslında daha da uzaklaştık. Kaybeden biz miydik yoksa Balkanlar mı?” Balkan edebiyatının en güzel örneklerinden olan Şehrin Şarkısı, hepimizin içindeki kırılmışlıkları, yarım kalmışlıkları dile getiriyor.
Roman
Şehrin ŞarkısıMümin Ali · Uzam Yayınları · 20252 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Kayıp Doktor Adrianne Hale’in evine bakmaya giden Tricia ve Ethan’ın yaşadıkları gerilim dolu bir hikaye. Bir kar fırtınasında evde mahsur kalırlar ve Tricia tesadüfen bulduğu gizli bir odada Dr. Hale’ın hastalarıyla yaptığı görüşme kayıtlarına ulaşır.Ve birçok yalan yavaş yavaş ortaya çıkar. Doktor öldürüldü mü, öldürüldüyse katili kim? Farklı bakış açıları olan romanları çok seviyorum. Burada Dr. Hale’ın bakış açısıyla verilen bölümler çok başarılıydı bence. Ters köşe yapan gerilim romanlarını seviyorsanız “Sakın Yalan Söyleme” güzel bir seçim.
Roman
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245bin okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Çukur için, Modern Japon edebiyatının genç yazarlarından Hiroko Oyamada’nın, modern masal tadında anlattığı rüya/ halüsinasyonları diyebiliriz. Olaylar, Asa’nın, eşinin taşradaki ailesinin evine taşınmasıyla başlar. Asa’nın taşradaki yaşantısı; durmadan öten ağustos böcekleri, kimseyle konuşmadan geçen monoton günler ve insanı bunaltan sıcak havadan ibarettir. Günün birinde bir hayvanın peşinden giderken bir derinliği göğüs hizasında olan çukura düşer. Çukurda sadece takla böceklerinin ve ağustos böceklerinin sesini duyar. Ve tuhaf bir şekilde çukurda kendini ferahlamış hisseder. Bu çukur ilerleyen sayfalarda da mucizevi bir şekilde karşımıza çıkacaktır. Tam da bu noktada okur bir anda Kafka’nın Dönüşüm kitabını hatırlıyor. Asa’yı çukura götüren hayvan bir dönüşümün habercisi olabilir miydi? Çukur, yaşamını ve yaşamında oynadığı rolü irdeleyen ve bir seçim yapmak zorunda kalan Asa’nın sürreel ve büyüleyici hikayesi.
Roman
ÇukurHiroko Oyamada · Siren Yayınları · 2022538 okunma