Bir kadının sessizliği bazen bütün bir toplumun suçunu haykırır.Tıpkı Asılacak Kadın romanındaki Melek’in sessizliği gibi. Fuhuş suçundan idama mahkum edilen Melek’in çocukluğundan ölümüne kadar uzanan trajik yaşam öyküsünü okuruz Asılacak Kadın’da. Toplumun dışladığı, erkekler tarafından sömürülen Melek; yoksulluğun, çaresizliğin ve sevgisizliğin içinden bir çıkış arar ve cinayet gerekçesiyle “adalet” adına idam edilir. Pınar Kür, kişisel bir trajedi etrafında toplumun bir kadını nasıl yargıladığını, affetmediğini ve nihayet asarak “susturduğunu” çok çarpıcı bir şekilde anlatır. Romanın en dikkat çekici tarafı da, kadının suçu işlemesi değil, onu suça iten düzenin ikiyüzlülüğünü anlatması. Erkek egemen toplum kadını hem korumaz hem anlamaz hem de mahkum eder. Ve Melek sessiz çığlığıyla “ Beni anlamadan yargıladınız.” diye isyan eder. Zavallı Melek’in hayatını anlatan roman, sadece yazıldığı dönemin değil bugün de karşılaştığımız gerçeklerin romanıdır. Bu yüzden romanı okuyup bitirince” Melek asıldı ama biz hala onu yargılamaya devam ediyoruz.” diye düşünebilirsiniz. Pınar Kür’ün roman dili de insanın içini kanatacak kadar keskin. Anlatımdaki çeşitlilik -mahkeme kayıtları, gazete haberleri, tanık ifadeleri- romana belgesel metin tadı vermiş.